Genel KültürEdebiyat

Tasavvufta Ceset Hangi Anlama Gelir?

Ceset, tasavvufta ve kelamda sadece insan bedenine verilen bir addır. Bu yüzden ceset ile nefs arasındaki ilişkiler. mutasavvıfların üzerinde durdukları başlıca konulardan biridir. Ceset, nefsten ayrı olarak bir değer ifade etmez. Mutasavvıflar arasında ceset ile nefs arasındaki ilişkiler üç şekilde açıklanır:

1. Ruhun istenilen yüksekliğe erişebilmesi için ruhun atılmış olduğu toprağı incelemek gerekir. Bu toprak, yani ceset, yaratılıştan bereketli, yumuşak ve rutubetli ise ruhun bunda yeşermesi ve gelişmesi kolaydır denilir. Fakat ceset. verimsiz ve sert bir toprak gibi bereketsiz ise ruhun burada yeşerebilmesi için ekilmiş olduğu toprağın, yani cesedin terbiye edilmesi gerekir.

2. Tasavvufta ceset ve ruh ilişkilerinin açıklanmasında diğer bir görüş de, Hz. Muhammed’in bir hadisine dayanılarak ortaya çıkarıldı. Bu hadise göre ceset, ruhun yaradılışından dört bin yıl sonra yaratıldığına göre, bu büyük fark nefs ile ceset arasında uyuşmazlığa sebep olmaktadır. Cesedin, ruhun kazanmış olduğu olgunluk derecesine erişebilmesi için birtakım merhalelerden geçip terbiye edilmesi ve bu safhalar sırasında da cesedin iradesini yavaş yavaş kaybederek ruh ile tam bir uyuşma haline girmesi gerekmektedir. Bu safhalar arasında birinci merhaleyi meydana getiren tevacüd halinde ceset henüz iradesini kaybetmez. Bundan sonraki vecd halinde ise cesedin iradesi geçici olarak kaybolmakta ise de, cesedin ruh ile tam uyuşması vücut halinin ortaya çıkması ile mümkün olabilmektedir.

3. Başka ve daha yaygın bir açıklamaya göre nefsin, emmareden kurtulabilmesi ve diğer hallere erişebilmesi için dökülmüş olduğu kalıbın veya girmiş olduğu kafesin (ten kafesinin), yani cesedin bir temizlikten geçirilmesi gerekli görülür

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir