HalkbilimiGelenekler

Törelerimizde Beşik Kertmesi Adeti

Türk geleneklerinde, “evlenme” olayının başlangıcı sayılan “nişanlanma” Adetinin kökeni, çok eskilere dayanmaktadır. Bu Adet, kültürümüzde, en eski hatıralardan biri olarak, Türkçe’de “beşik kertme nişanlı” deyiminde yaşayıp gelmektedir.

“Kert” sözcüğü; Orta Asya Türkçesinde, “and”, “inanış” ve “sadakat” kavramlarını bildiren “kertil” veya “kirtil” kelimesiyle aynı anlama gelmektedir. XI. yüzyılda, Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmud, “kirtil” kelimesini, “yemin, ant; gerçeklik, doğruluk” şeklinde açıklıyor. Merhum Prof. Dr. Abdülkadir İnan’ın belirttiğine göre, Yakut Türkleri, dostluklarını bir ağacı kertmekle berkitirlerdi. Türklerde ağacı, yahut yeri kertmenin, and ve sadakat unsuru olduğuna dair tarihi kayıtlar da tanıklık etmektedir. Bir Çin kaynağı, Orta Asya Türk topluluklarından Wuhonların, sadakatlarını göstermek için, kertilmiş çubuk kullandıklarını yazıyor.

Zaman geçtikçe azalmakla beraber, Anadolu’da, çoğu kırlık kesimde bugün de görülen evlenme geleneklerinden biri “beşik kertmesidir. Eski Türklerde söz vermek, insan ilişkilerinde çok önemli yer tutmakta idi. Kişinin sözünde durması, onun namusunu, şerefini temsil etmekte idi. Söz vermek, kutsal ve dinsel nitelik taşıyordu.

Bu sebeple verilen sözden dönülmesi söz konusu olamazdı. Verilen söz mutlaka gerçekleştirilirdi. Bugün Anadolu’da, çocukların daha beşikte iken, babaları tarafından birbirleriyle nikâhlanmaları anlamına gelen bu “beşik kertme“, nikâh kadar güçlü idi ve nikâh yerine sayılırdı. Nitekim büyüyüp de bu beşik kertme nikâhı bozmak isteyenler, onu ancak iki tanık dinletmek suretiyle bozabilirlerdi. Başka bir görüşe göre; çocukları ayırmak, bir araya gelmelerine engel olmak, Türk inancına göre uğursuzluk, felâket getirirdi.

“Beşik kertme” deyimi, beşikteki kız ve erkek çocukların nişanlandıklarının alâmeti olarak, ağaç veya tahtadan yapılmış beşiklerinin kenarına bir “kertik” (işaret) konmasından türemiştir

“Beşik kertme” deyimi, günümüz Türkçesinde kullanıldığı gibi, Dede Korkut Oğuznamelerinde de yer almıştır’

“Beşik” sözcüğü, hemen hemen bütün Türk lehçelerinde kullanılmaktadır. Örneklemek gerekirse : Göktürkçe : bişük. Uygurca : bişik’ Oğuzca : başik, beşi,  Kazakça : besik’

Beşik kertme nişanlı (adaklı) tabiri; Ağrı, Kars, Gaziantep çevrelerinde “beşik kerten”, Tunceli ve Malatya’da “beşik kerti” veya “beşik kertleme” ve Elazığ’da “beşik nişanı” şeklinde de kullandır ve hepsi aynı inancı ifade eder. 
Konu ile ilgili olarak; bazı yörelerimizde tespit edilen hususları nakletmekte fayda mülâhaza etmekteyiz.

– Kız ve erkek çocukları henüz beşikte iken iki aile arasında nişan yapılır (Isparta, Van).

– Kız ve oğlanın beşiklerini birbirine sürterek nişan yapılır (Samsun).

– Birbirleriyle beşikte iken nişanlanan bebeklerin beşiklerine işaret (kertik) yapılır (Trabzon).

– Genellikle aynı gün doğan kız ve erkek çocuklar için “beşik kertmesi” yapılır. Bu iş, daha ziyade birbirini seven, aralarında samimiyet olan aileler arasında olur. Böylece aileler arasındaki sevgi ve samimiyet artacaktır (K. Maraş).

– Beşik kertmesi ile akraba olarak dostlukları perçinleşecektir (Ceyhan / Adana).

– Aynı günlerde doğan çocukların anneleri karşılıklı altın takarak sözleşirler (Tavşanlı).

– Beşiklere üçer tane işaret koyarak, oğlan tarafı kız tarafına hediyeler götürüp takar (Akçadağ / Malatya).

– Beşik kertmede, hocanın gelip yarım nikâh kıydığı, çocuğun kulağına okuyup üflediği görülür (Diyarbakır).

– Kız tarafına bir yüzük veya yarım altın götürülerek bu iş yapılır. Ancak, kız büyüyünceye kadar her yıl kız tarafına yılda bir iki defa hediye göndererek durumu sorulur (Muş).

– Beşiklere kurdele bağlanır, aile büyükleri söz kesip nişan yaparlar. Bu arada kurdele da kesilir ve Kur’ân-ı Kerîm okunur. Beşik kertmesi olacak çocukların iki yaşını geçmemesi gerekir (Perşembe / Ordu).

– Beşik kertmesi nişanı yapıldığı gün, kapı bıçakla kesilir ve bir yarık meydana getirilir. Çocuklar büyüyüp de evlendikleri zaman kapıya açılan bu yarık kapatılır (Adana).

Başka yörelerde de bunlara benzer yahut daha değişik ameliyelere rastlanmaktadır. Birkaç örnek daha :

Tunceli Yöresinde : “Bazen çok samimi olan iki aile yeni doğan oğlan ve kızlarını büyüyünce birbirleriyle evlendirmek üzere sözleşirler. Her iki bebeğin beşiklerine birer kertik (işaret) vurarak ‘beşik kertme’ ederler. Bu, ‘beşik everme’ veya ‘beşikte düğün’ anlamındadır… “

Konya Yöresinde : “Birbirine yakın veya birbirini çok seven aileler, çocukları daha beşikte iken, bunları birbirlerine alıvermeye söz verirler. Beşiği de bu sözlerinin tanığı yaparlar. Bunun için beşiğe üç kertik yaparlar. Eğer beşik kertmezlerse söz verirler, bu söz verme de şöyle olur : ‘Allah şahit olsun ki büyüdüğü zaman oğluma (kızıma) kızını (oğlunu) alacağım’. Bu, yemin diyebileceğimiz sözlerden sonra, her iki taraf da yere tükürürler. Bazen bu söz, erkek tarafından bozulursa da devede kulak kalır.”‘

Çankırı Yöresinde : “Kırkları karışan çocukları beşik kertme yoluyla nişanlarlar. Helva veya başka bir tatlı yapılır. Tanıdık dostlar, hısım akraba çağrılır ve orada söz kesilir. Çocuklar büyüyünce, bu nişanı bozdukları çok az görülür. Hatta bunlardan biri bırakılıp başka birisiyle evlense ‘beşik kertme’ nişanlısını bıraktı diye ayıplarlar… “

Kahramanmaraş Yöresinde : “Nişanlanacak bebeklerin beşikleri boyanıp donatılıyor. İleri gelen dost ve akraba, aralarında bir imam da olduğu halde, kız bebeğin evinde toplanıp kendi ölçülerinde bir eğlence düzenlerler. Birlikte yemek yendikten sonra, bir mevlit okunur, ya da imam bir dua okur. Bu toplantıda kızın kulağına küçük bir küpe takılır. Beşikler yan yana getirilerek keskin bir bıçakla birer çentik açılır ve böylece taraflar nişanlanmış olur. Bu küpenin, ömür boyunca kızın kulağından çıkmaması gerekir, çıkarılırsa veya büyüyünce taraflar evlenmezlerse büyük günah sayılır. Bu nişanlanma sırasında, kimi aileler arasında armağanlar alınıp verildiği de olur.

Rus bilim adamlarından Bazil Nikitin tarafından Azerbaycan da yapılan folklorik inceleme esnasındaki konumuzla alakalı tespitleri şöyledir :

“Eskiden çocuklar daha beşikte nişanlanırdı. Nişan işareti olarak kız çocuğunun başına bir mendil bağlanır, buna paralar iliştirilirdi. Bu andan başlayarak evlenme çağma kadar nişanlı oğlan, her yıl bayram günü sözlüsüne bir koyunla bir elbiselik kumaş vb. getirirdi… “

Beşik kertme nişanın, nikâh gücünde olmasına karşılık, kız ile oğlan evlenme çağına geldikleri zaman yine de dünür gönderip kızı istemek adettir. Bu inancı, Dede Korkut Oğuznamesinde de görmekteyiz. Beyrek’in beşik kertme nişanlısını istemeye Dede Korkut gönderilir.

Bazı destan ve Hikayelerimizde de “beşik kertme” motifinin işlendiğini bilmekteyiz.

Dede Korkut’taki, “Kam Püre’nin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı”nda, konumuzla ilgili şu hususlar dikkati çekmektedir 

“Pay Piçen Bey de yerinden kalktı, der : Beyler benim de hakkıma bir dua eyleyin. Allah Taala bana da bir kız versin, dedi. Kudretli Oğuz beyleri el kaldırdılar dua eylediler, Allah Taala sana da bir kız versin dediler. Pay Piçen Bey der : Beyler, Allah Taala bana bir kız verecek olursa, siz şahit olun, benim kızım Pay Püre Beyin oğluna beşik kertme yavuklu olsun dedi… “in.

Dobruca Kırım ve Nogay Türklerinin “Kozıkürpeşmen Bayan-sıluw” destanında da “beşik kertme” motifine yer verilmiştir).

Kars yöremizden derlenen “Sevdakar Hikâyesinde de “beşik kertme” olayı ile karşılaşmaktayız.

Kaynak: Türk Kültürü Araştırmaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu 1. Cilt

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir