HalkbilimiGelenekler

Türk Düğün Adetleri

Geleneksel Düğünler Nasıl Olur? Türk Düğün Adetleri Nelerdir? Geleneksel Köy Düğünleri Nasıl Yapılır? Türk Düğün Adetleri Gelenekleri.

Evlenme, türk toplumunda en önemli toplumsal olaylardandır. Evlenmeye ilişkin hazırlıklar, eş seçimi, evlilik öncesi işlemler, evlenme törenleri, evlilik sonrası ilişkiler yörelere göre farklılıklar gösterir. Yaşama biçimi, gelenek ve görenekler yaşanan ortamın kültür durumu, evlenme biçimlerini ve ilişkileri etkileyen öğelerdir. Bu nedenle evlenmeye ilişkin gelenek ve görenekler tek bir ölçüye göre genellenemez.

Cumhuriyet dönemi öncesi kent yaşamında kız çocuklar on iki yaşına geldiklerinde, çeyiz hazırlıkları hızlandırılırdı. On dört yaşına değin başını örtmeden sokağa çıkarılmaz, on altı yaşına geldiğinde de yaşmak ve ferace giydırilirdı.

Evlenme çağında oğlu olan aileler önce yakın çevrelerinden kız araştırır, uygun birini bulamazlarsa oğlan annesi, yanına akrabadan ya da komşulardan deneyimli birkaç kişiyi alarak görücülüğe çıkardı. Salık verilen kızların evlerini dolaşan görücüler genellikle iyi karşılanır, kızlardan birini beğenmişlerse ikinci kez görücülüğe gider, bu kez oğlanın bir resmini bırakır ve niyetlerini açıklarlardı. Bu arada iki yan birbirini soruşturur, sonuç olumluysa oğlanın babası, yanına birkaç erkek akrabasını alarak kızı resmen babasından isterdi. Yanıt olumluysa söz kesmek üzere bir araya gelinirdi. 

Söz kesimi sırasında oğlan tarafının kızın ailesine “ödeyeceği ağırlık, çeyiz, nişan ve düğün tarihi kararlaştırılır, daha sonra şerbet içilirdi. 

Nişandan önce erkek ve kız tarafı birbirlerine içinde çeşitli armağanlar bulunan bohçalar gönderirdi. Nişan günü erkek tarafının kadınları topluca kız evine gelir, kız nişan giysisini giyerek ellerini öper, kayınvalidesi parmağına nişan yüzüğünü takardı. Bundan sonra çay, şerbet, pasta sunulur ve geline çeşitli armağanlar verilirdi

Kızın çeyizini hazırlamak kadınların başta gelen uğraşlarındandı. Çoğu el işlemesi olan örtüler, mendiller, çevreler, bohçalar kız çeyizinin önemli parçalarını oluştururdu. Nişandan sonra gerekli eşyalar alınarak çeyiz tamamlanır, genellikle oda takımı erkek tarafı, yatak odası kız tarafı tarafından hazırlanırdı.

Nikâh günü bir odada bekleyen kızın saçları çözülür, başı üzerinde Kuran’la bir dilim ekmek tutulur ve kapısının önüne üç erkek gelerek içlerinden biri “nikâhını kıymak için vekilin olayım mı” diye sorar. Bu soruyu üç kez yineler, kız üçüncüsünde “olunuz” der. Daha önce cevaplaması ayıp sayılır, imam nikâhı kıyıldıktan sonra şerbet içilir. Tören sırasında evde bulunan tüm kızların saçları ve düğmeleri çözülür, aksi takdirde kısmetlerinin bağlanacağına inanılır.

Nikâh kıyıldıktan sonra kadınlar arasında bir tören yapılır. Erkek tarafının kadınları kız evine gider, gelin kaynanasının ve öbür büyüklerin ellerini öper, şerbetler içilir. Kayınvalidenin geline yüzük, küpe, saat, kolye vb. bir armağan verip başına para saçması gelenektendir.

Düğünü, okuyucu adı verilen kadınlar duyurur. Çağrıyı kabul edenler, geline armağan vermek durumundadır. Gelin damat evine gidecekse çeyizi gönderilmeden armağanı götürülür. Çeyiz genellikle pazartesi günü gönderilir. Gönderilmeden önce kız evinde sergilenmesi adeti de vardır. 

Salı günü gelin hamamı, çarşamba günü kına gecesi yapılır. Perşembe yüz yazısı günü olur  Gelin yüzüne çeşitli süsler yapıştırılıp giydirilir ve süslenir. Hazırlanınca, babası gelip elini öptürür ve beline al bir kuşak bağlar.

Bundan sonra gelini bir kılıç üzerinden atlatarak “bunu kullanan dedelerin gibi evlat yetiştir” diyerek dua eder ve kızının sırtını okşar Bundan sonra kız kendisi için hazırlanmış salona gelir ve sandalyeye ya da yüksekçe bir yere oturtulur. Gelin arabası kapıya yanaşınca kayınvalidesi ve en yakın arkadaşıyla birlikte arabaya biner, önde gelin arabası olmak üzere alay yola çıkar.

Damat evine gelindiğinde gelin iki yana gerili çarşaflar arasından geçirilerek eve sokulur. Gelinin yengeliğini yapan kadın kızı damadın koluna verir, birlikte gelin odasına giderler. Damat duvağı açmaz, yengenin sunduğu kahveyi içer. Damat kahveyi içtikten sonra tepsiye yenge için bahşiş bırakır, odadan çıkınca para serper. Bu paraların bereket getireceği inanışı vardır.

Gelin odada yapma çiçek ya da meyvelerden oluşan askı’nın altında oturur. Konuklar geline baktıktan sonra yatak odasını görmeye giderler. Gelin akşama değin hiç konuşmaz. Genç kızlar gelin telinden bir parça koparıp alırlarsa kısa zamanda evleneceklerine inandıklarından gelinden tel alır, bunu baş ya da göğüslerine iliştirirler. Çağrılılara yemek verilir erkek ve kadınlar ayrı ayrı yerlerde eğlenirler.

Yatsı namazından sonra imam kapıda dua eder ve damat gerdek odasına girer. Bazı esnaf düğünlerinde arkadaşları damadı yumruklayarak odaya sokar. Damat odaya girdikten sonra yenge gelini teslim eder ve odadan çıkar. Damat iki rekât namaz kılarken gelin ardında durur. Namazdan sonra damat gelinin duvağını açar ve yüz görümlüğü verir. Sabah gelinin yastığı altına yenge için bahşiş konur. Gerdeğin ertesi günü paça” günü dür. Gelin paçalık’ denen giysisini giyer, tel duvak takmaz Çağrılan konuklara düğün yemeğine ek olarak paça ve kaymak sunulur

Bugün evlenmelerde bazı kesimler geleneksel özellikleri (kimi değişimlere uğramakla birlikte) korumaya çalışmaktaysa da özellikle büyük kentlerde görücü usulüyle evlenme oldukça azalmıştır. Birbiriyle anlaşan gençler evlenmeye karar verdiklerinde bunu ailelerine açmakta ve büyüklerin araya girmesi çoğunlukla biçimsel bir gereklilik sayılmaktadır. Yapılan birkaç aşamalı törenlerin yerini de daha kısa ve yalın törenler almıştır Ekonomik koşulların da zorunlu kıldığı bu değişim giderek yaygınlık kazanmaktadır.

Kırsal kesimde soyun devamını sağlamada ilk aşama sayılan evlenme, geleneksel yaşamın en önemli olaylarındandır. Ekonomik koşulların biçimlendirdiği akraba evlilikleri, beşik kertiği, berder evlilik vb. evlenme türleri günümüzde de geçerlidir. Başlık olgusu da evlenmelerde temel öğelerden birini oluşturmaktadır. Kırsal kesimde evlenme törenleri yörelere göre farklılıklar gösterir. Bununla birlikte başlık’, düğün evinde çatıya’ bayrak asma, zülüf” kesme, kına gecesi, yengelik”, sağdıçlık’, gelinin al giymesi ve damat evine at sırtında gitmesi (günümüzde atın yerini bazı yörelerde traktör ya da araba almıştır), damat evinin önüne vardığında başına saçı’ saçılması, eşikten girerken kayınvalidenin bir toprak çanak kırması, eşiğin üst bölümüne bal sürülmesi, gerdek günü damadın bağlanmasını engellemek için önlemler alma, gelinin yatağı üzerinde erkek çocuk yuvarlama vb. günümüzde de Anadolu’nun birçok yöresinde yaşayan ortak geleneklerdir.

Hayatın ikinci önemli geçiş dönemi olan evlenme, genç kızın ve erkeğin sosyalleşme sürecinin önemli aşamalanndan birisini oluşturmaktadır. Diğer taraftan iki aile arasında kurulan akrabalık ve dayanışmayı sağlaması bakımından evlilik, birçok yerde önemli bir olay olarak görülmektedir. Ailenin toplumun temelini oluşturması ve bunun ilk adımının evlilik olması nedeniyle, her toplumda kendi kültür kalıplarına bağlı olarak evlilikle ilgili birtakım inanışlar ve uygulamalar bulunmaktadır.

Eski Türk toplum hayatının en renkli şenliklerinden birisini düğünler oluştururdu. Günümüzde özellikle şehir hayatının getirmiş olduğu bir takım zorlamalar neticesinde eski geleneklere bağlı düğünlerin yapılması terk edilmeye başlanmıştır. Bizim  burada üzerinde duracağımız husus, dünürcülük geleneğiyle ilgili köy düğünlerindeki inanış ve uygulamaların bir parçası niteliğinde olan yiyecek ve içeceklerdir. Türkiye’deki düğünlerde her yörenin kendine özgü yöresel yiyecek ve içeceklerinin kullanıldığı birçok inanış ve uygulama bulunmaktadır. Yiyecek ve içeceklerin yer aldığı bu inanış ve uygulamalar, evlilik öncesi kısmetin açılmasıyla ilgili inanmalardan başlayarak, evlilik sonrası bazı pratiklere kadar uzanmaktadır.