Genel KültürEdebiyat

Türk Edebiyatında Savaş ve Barış

Türk destan edebiyatında ve İslamlığın benimsenmesinden sonraki dönemde barış konusu, savaşa göre daha sınırlı bir yer tuttu. Ancak, özellikle şiir türünde barıştan söz eden etkileyici ürünler görüldü.

Halk şairi Kâtibi’ nin Kasrı şirin Antlaşması’nın imzalanması (1639) dolayısıyla yazdığı destan (Barışıklık oldu kavga basıldı), uzun seferlerden bir türlü dönmeyenler için yazılan şiirler (Yıkılası Girit .. /Sefer döndü mü döner mi) barış özlemini dile getiriyordu.

Divan edebiyatında gazavatname gibi savaşla ilgili türlere karşılık sulhiye adı verilen barış temalı şiirler de vardı.

Sabit’in Karlofça Antlaşması’nın imzalanması (1699) dolayısıyla, Amcazade Hüseyin Paşa’ya sunduğu sulhiye (Şerbet-i sulh helal oldu mey-i cenk haram) bunlardan biridir.

Tevfik Fikret’in Tarih-i kadiminde insanlık tarihi, savaş karşıtı bir görüşle yargılanır Barış, bir tema olarak en geniş biçimde ikinci Dünya savaşı sırasında işlenmiştir: O. V. Kanık (Tereyağı, Karanfil), O. Rıfat (Polonyalı çocuklar, Şehitlik), C. S. Tarancı (Sulh bir hatıra oldu, Ajans dinlerken), vd. savaşın türlü görünümlerini canlandırırken, barışın insan soyu ve uygarlık için taşıdığı önemin altını çizdiler. N. H. Ran (Memleketimden insan manzaraları, 1966-1967; bu kitabın bir bölümü olarak Şu 1941 yılında, 1945), F. Giray (Sulha selam, 1941), N. Cumalı (Harbe gidenin şarkıları, 1945); C. Irgat (Rüzgârlarım konuşuyor, 1947) gibi şairler, temayı kitaplarında işlediler. Hiroşima’ya atılan atom bombasının savaşa son vermesine karşılık yol açtığı yıkım ve radyasyonun sürekli etkileri yüzünden ortaya çıkan çelişkileri O. Akbal, bir röportajıyla (Hiroşimalar olmasın, 1976) vurguladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir