Halkbilimi

Türk Kültüründe Aşık Kemiği Oyunu

Tarihin çeşitli safhalarında, Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru yayılarak, muhtelif coğrafî bölgelerde yer tutup yerleşen Türk boy, oymak ve aşiretlerinde müşterek olan ve günümüzde dâhi varlığı muhafaza edilen milli oyunlarımızdan biri de “aşık kemiği oyunu”dur.

Bilindiği gibi aşık kemiği oyunu; koyun, keçi gibi hayvanların arka ayaklarının diz kısmından çıkarılan ve dört yüzü değişik şekiller gösteren aşık kemiği ile oynanan bir oyundur. İnsanın ayak bileğinde bulunan yedi küçük kemikten biri de aşık kemiği adını taşımaktadır.

Kaşgarlı Mahmud; “aşuk” kelimesini, “insanın aşığı, topuğu, topuk kemiği ) şeklinde izah etmekte; “aşuklamak” kelimesini de “aşık kemiğine vurmak”) diye açıklamaktadır.

Türk kavimlerinin yayıldıkları her yerde aşık oyununun türlü çeşitleri de, başka kavimlerden çok daha gelişmiş ve çeşitlenmiş olarak yayılmıştır. Oğuzların destanı edebiyatlarının, aynı zamanda onların en eski âdet ve geleneklerini de aksettiren bir ürünü olan “Dede Korkut” kitabında, Oğuz çocuklarının hatta Bey ve Han çocuklarının- meydan yerinde aşık oynadıkları anlatılır.

“Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı”nda konu ile ilgili şu kayıta rastlıyoruz :

“Meğer sultanım, Dirse Han’ın oğlancığı üç de kabile çocuğu meydanda aşık oynuyorlardı. ..”

Yine Dede Korkut’taki, “Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı Destan”da da; “altın aşık oynayan beğlerden bahsedilir.

Türk boyları arasında, aşık kemiği ile fal açmak âdeti de vardır. Nogaylar’ın “Edige” destanında bunu açıkça görüyoruz :

“Edige ve arkadaşları, Alp Kabardin’i takip edip etmemenin hangisinin hayırlı olacağını öğrenmek için davul üzerine aşık atar ‘alçı düşerse Alp Kabardin’in arkasından kovacağız’ diye and içtiler. Aşık ‘alçı’ düştü.”)

Merhum Prof. Dr. Abdülkadir İnan, Semerkant’taki Özbek Türklerinden şu hikâyeyi dinlediğini söyler :

“Saybek Han Semerkant şehrini kuşatırken karargâhını kurup Semerkant’a kat’i hücuma hazırlanırken davul getirtti ve eline aşık alıp:

‘Çek düşse de Babırga Dağ düşse de Babırga Semerkant’ı men alsam Oma düşsün davulga’ diye davul üzerine aşık attı.”

Prof. Dr. Faruk Sümer de, Yazıcıoğlu “Selçukname”sinden ve “Kitab-ı Diyarbekriyye”den alarak, savaştan önce aşık falına bakarak ona göre yol tutan iki Türk hükümdarını tanıtmaktadır.)

Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu, aynı geleneğin bugün Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinde de yaşadığını tespit ederek; “bugün yaşlı Kürtler bile aşık kemiğini taşa sürterek ‘lepezletip’ zar olarak kullanmakta olduklarını” ifâde etmektedir.

Anadolu’da zamanımızda da aşık, köylerde, küçük kasabalarda ve şehirlerin, modern oyunların eski oyunları unutturmadığı ve onların yerine yerleşmediği mahallelerinde çocukların başlıca kader kumar oyunlarıdır; aşık kemikleri para ile alınıp satılır, boylarına ve bazı özelliklerine göre değer taşıyarak oyuncu çocuklar arasında mübadele maddesi olur. Bu oyunun pek çok çeşitleri vardır. Ayrıca aşık kemiğinin dört yüzünün de ayrı ayrı değeri ve isimleri olduğunu biliyoruz. Ancak bu isimler bölgeden bölgeye farklılık gösterirler. Aşığın, daha enli olan iki yüzünden çukur olan taraf “aç”, “çik”, “cuk” vb.; bunun tümsek olan karşı tarafı “tok”, “tök” vb.; dar ve düzce olan diğer iki yüzünden kenarı hafifçe kalkık, ortası çukurca olan tarafı “bey”, “say”, “kazak”, “kallek”, “kel-ali” vb.; bunun kenarsız düz olan karşı tarafı da “kıt”, “tokan”, “dalak” vb. adlarını alır.

Anadolu’daki aşık oyunları başlıca iki esasa dayanır:

1. Sadece, katışılan aşıkların yere serpilmesi; bunların yerde belli vaziyetlerde konmalarına göre atanın veya karşısındaki oyuncunun kazanması.

2. Aşıkların, bilye gibi, bir yere dizilmesi, eldeki daha iri, daha ağır bir aşıkla (bu aşık “enek” veya “atmer” vb. gibi ayrı bir ad alır ve çok defa, içine kurşun veya mum akıtılmak suretiyle oyuna daha elverişli hale getirilir.) devrilmesi, belli bir çizgiden çıkarılması gibi oyunun belli birtakım kurallarına göre elde edilen başarılar sonucunda bir tarafın aşıkları utması (kazanması), öbür tarafın da utulması (kaybetmesi). Bu ikinci teknikte, bazı oyun çeşitlerinde, vurmaya mahsus aşığın veya vurulan aşıkların vuruştan sonra aldıkları durum da göz önüne alınır; bu takdirde yukarıda anlatılan iki esasın katışık olarak. bulunduğu oyun çeşitleri çıkmış olur. Bundan başka, oyuncuların sıra almasında da eldeki aşıklar atıldıkları zaman, zarda olduğu gibi yüzlerinin hangisi üste gelirse bu yüzün değerine göre, sırayı tayin edici rol oynar. Genel olarak, aşığın durumları değer sırasıyla : “bey”, “kıt”, “aç”, “tok’tur.”)

Çeşitli yörelerin aşık oyunları üzerinde yapılan bazı araştırma ve derlemelerden de haberdarız.

Prof. Dr. Abdülkadir İnan’ın bir incelemesine göre, bazı yörelerde aşık kemiğinin irisine “saka”, küçüğüne “honek” derler. Aşığın üst tümseğine “alçı”, altına “tokan”, yan çukuruna “çiğ”, öteki yanına da “tüğ” derler. A. İnan, dört aşık oyununu anlatmaktadır. Bursa’da aşık kemiğinin düz yanına “malı”, oygulu tarafına “kazak”; iki yandan çukur olana “aç” veya “cık”, yuvarlak yanına da “tok” denir. Aşıkta oyun yapacak aşıklar ustalıkla delinerek buraya kurşun dökülür ve oyun bunlarla oynanır. Oyunun da çeşitleri vardır. Aşığın bir de “lomba” cephesi vardır ki bu cephe oyunda kullanılmaz, yalnız adı vardır.*”)

Müşfika Abdülkadir’e göre; Maraş’ta, aşığın biri kız öteki oğlan itibar edilmek üzere iki yanı vardır ve aşık kumar gibi para ile oynanır.)

Enver Sadık’a göre; Gaziantep’te asıl aşık oyununda, aşık kemiğinin oyuk tarafına “cik”, bunun karşılığı olan kambur tarafına “tük”, geri kalan iki yanından en düz olanına “kıt”, bunun karşılığına da “say” denir. E. Sadık, dört türlü aşık oyununa yer vermektedir.)

Güner Demiray’a göre; Sivas’ın Gemerek ilçesinde, aşığın şişkin yerine “dok”, çukur yerine “aç”, alt başa “eşek”, üst başa “bey” denir. G. Demiray, ev içinde, aile arasında oynanan bir tek aşık oyununu vermektedir.”‘

M. Osman da, Balıkesir’den üç çeşit aşık oyununu derlemiştir.*”)

Kars’ın Arpaçay ilçesi yöresinde de; “sultan”, “cız” ve “gıdo” denilen üç çeşit aşık oyunu vardır. Aşığın dört tarafı da; “alçı”, “tohan”, “böle”, “cik” adlarını taşırlar.’)

Doğu Anadolu Türklerinden Kurmançlar arasında da bir hayli yaygın olan bu aşık oyunu hakkında Sayın Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu; “Kürtler’de yaygın olan çocukların aşık oyunu ve aşık kemiğinin her bir yönünün adları, onun ‘alçı’ gelişinin uğurlu sayılması, Oğuzlar’a mahsus geleneklerdir.”) demektedir.

Kurmançlar’daki aşık oyunlarının adları şunlardır :

CIZ : Aşıkla oynanan bir çizgi oyunudur. Çizginin ortasına sıra ile bir aşık koyulur, oyun oynayan her çocuk belli bir noktadan çizilen bu aşığa “dak” veya “dek” (diğer bazı bölgelerde buna “eneke” veya “enek” denir) denilen bu aşıkla vurmaya çalışır. Vurduğu ve çizginin dışına çıkarabildiği her aşığı alır. Bu durum çizgideki bütün aşıklar bitinceye kadar devam eder.

BERGEVİRK: Bu oyunda, aşığın her yüzünün ayrı bir adı ve değeri vardır. Aşığın dik düz tarafına “kera” (eşek), dik çukur tarafına “dız” (hırsız), yan çukur tarafına “mir” (emir, bey), yan yüz tarafına “sof” denilir. Bu oyunda aşıklar üst üste konur, sıra ile dak, dek denilen aşıkla bu yığılan aşıklara vurulmaya çalışılır. Atan şahıs eğer vurursa, “dek”le diğer bozulan aşıkların durumuna bakar. Eğer “del”, “mir” gelmişse, oyuncu ancak “sof” gelen aşığı alır. Diğerlerini almak için, ikinci bir atış yapar. Oyun böyle sürer gider.

KERŞE : Develi yahut devheri (ağzı çamurlu veya ağzı topraklı) de denilen bir aşık oyunudur. Gaziantep çevresindeki Kurmanç ve Türkmenler’de “fal mı baktın?” manasına “aşık mı attın?” tabiri çok yaygındır .

Türkçe’de; “aşığı bey oturmak”, “aşığı cuk oturmak”, “aşık atamamak”, “aşık atmak” vb. deyimlere de rastlıyoruz.

Kaynak: Ahmet Turan, Türk Kültürü Araştırmaları Doğu ve Güneydoğu Anadolu 1. Cilt

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir