Güncel

Türkiye’de Basın Tarihi, Ulusal ve Yerel Gazeteler

Türkiye’de basının başlangıcı, Avrupa’ya kıyasla bir hayli sonradır. Yabancıların 1789 Fransız Devrimi’nden başlayarak Fransızca ya da Türkçe, İstanbul ve İzmir’de çıkardıkları bazı gazeteler ve Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’nın 1828’de Kahire’de çıkardığı Vekâyi-i Mısriyye bir yana bırakılırsa, Türk gazeteciliğinin başlangıcı olarak 1831’de İstanbul’da yayımlanan Takvimi Vakayi’yi saymak gerekir. Ondan sonraki ikinci Türkçe gazeteyi, 1840’ta William Churchill adında bir İngiliz yayımladı: Cerîde-i Havâdis

Basın tarihçileri bugünkü anlamıyla ilk Türkçe gazete olarak Agâh Efendi ile İbrahim Şinasi Efendi’nin 1860’ta çıkardıkları Tercümanı Ahvali sayarlar.

Basın tarihinin yazılışında bu tarih esas alınır. Bunun ardından da yeni yeni gazetelerin piyasaya sürüldüğü görülür ve bunlar şöyle sıralanır: İbrahim Şinasi’nin çıkardığı Tasviri Efkâr (1862), Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın Londra’da çıkardıkları Hürriyet (1868), Basiretçi Ali Bey’in çıkardığı Basiret (1869), Aleksandr Safranyan Efendi’nin çıkardığı İbret (1870), Papadopulos’un çıkardığı Sabah (1875), Ahmet Mithat Efendi’nin çıkardığı Tercümanı Hakikat (1878), zamanının önemli dergileri arasında yer alan ve Ahmet İhsan Tokgöz’ün çıkardığı Servetifünun (1891), Ahmet Sevdet Efendi’nin çıkardığı İkdam (1896), Mizancı Murat Bey’in önce Kahire’de, sonra Cenevre’de çıkardığı Mizan (1897).

O yıllarda gazetecilik oldukça ilkel bir düzeyde yapılıyordu. Üstelik hükümet gazeteleri ağır baskı altında tuttuğu için gazete çıkarmak birtakım tehlikeleri göze almak demekti. Ama bu yoldan bir fikir mücadelesi yürütüldüğü için gene de bu işi göze alanlar vardı. İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra gazetecilik hayatının yeniden hareketlendiği görüldü. Artık çıkmaz olan eski gazetelerin yerini yenileri aldı.

Bu dönemde basın âleminde göze çarpan başlıca gazeteler şunlardı: Abdullah Cevdet’in çıkardığı İçtihat dergisi (1904), Abdullah Zühtü’nün çıkardığı Yeni Gazete (1908), Ali Kemal’in çıkardığı Peyam (1908), Hüseyin Cahit Yalçın, Tevfik Fikret ve Hüseyin Kâzım Kadri’nin ortaklaşa çıkardıkları Tanin (1908), Ebüzziya Tevfik’in çıkardığı Yeni Tasviri Efkâr (1910), Ahmet Emin Yalman ve Asım Us’un çıkardıkları Vakit (1917).

Bu gazeteler yayınlarını sürdürürken basın piyasasında adı anılmağa değer dergiler de vardı ve başlıcaları şunlardı: Zekeriya Sertel’in çıkardığı Büyük Mecmua (1919), Refik Halit Karay’ın çıkardığı Ay dede (1920), Şefik Hüsnü Deymer’in çıkardığı Aydınlık (1921), Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Belge ve İsmail Hüsrev Tökin’in çıkardıkları Kadro (1931-1938) ve sanat dergileri arasında uzun yıllar varlığını koruyacak olan, Yaşar Nabi Nayır’ın çıkardığı Varlık (1933).

Millî Mücadele yıllarında, zor koşullar altında çeşitli yerlerde çıkan bazı gazeteleri de, yaptıkları önemli görev nedeniyle saymak yerinde olur: Atatürk’ün Sivas’ta başlattığı İrade-, Milliye (1919), Mustafa Necati ve Vasıf Çınar’ın çıkardıkları İzmir’e Doğru (1919), Necmettin Sadak, Kâzım Şinasi Dersan, Falih Rıfkı Atay ve Ali Naci Karacan’ın birlikte kurdukları Akşam (1918), Ahmet Remzi Yüregir’in Adana’da çıkardığı Yeni Adana (1918), Konya’da çıkan Babalık (1910), Kastamonu’da çıkan Açıksöz (1919), Atatürk’ün Ankara’da çıkardığı Hâkimiyeti Milliye (1920, sonradan Ulus), Yunus Nadi Abalıoğlu’nun Ankara’da çıkardığı Yeni Gün (19201924).

Basının gerçek gelişme dönemi Cumhuriyet’ten sonra oldu. Bu yıllarda ve sonrasında göze çarpan başlıca gazeteler de şunlardı. Yunus Nadi Abalıoğlu’nun İstanbul’da çıkardığı Cumhuriyet (1924), Zekeriya Sertel ve Halil Lütfi Dördüncü ‘nün İstanbul’da çıkardıkları Tan (1935-1945), Selim Ragıp Emeç ve arkadaşlarının İstanbul’da çıkardıkları Son Posta (1930-1960), Ahmet Emin Yalman’ın İstanbul’da çıkardığı Vatan (1923), Sedat Simavi’nin İstanbul’da çıkardığı Hürriyet (1948), Safa Kılıçlıoğlu’nun Cemalettin Saraçoğlu’ndan alarak çağdaş gazeteciliğin gelişmesi yolunda önemli atılımlar yaptırdığı Yeni Sabah (1948), Ali Naci Karacan’ın İstanbul’da çıkardığı Milliyet (1950), Falih Rıfkı Atay’ın Bedii Faik ile birlikte İstanbul’da çıkardığı Dünya (1952).

Gazetelerin Gelişmesi

Gazetelerin gelişmesi başlıca iki etkenle ilgilidir. Bunlardan biri ya da birincisi haber alma olanaklarının genişlemesi, ikincisi de dağıtımıdır.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bu olanakların ikisi de zayıftı. Dar haber alma kadrolarının dışında tek kaynak olarak Anadolu Ajansı kalıyordu. Bu ajans daha savaş yıllarında savaşın gidişini halka iletebilmek amacıyla ve Atatürk’ün isteğiyle kurulmuştu. Bazı yabancı ajanslardan da sınırlı biçimde ve Anadolu Ajansı’nın aracılığıyla yararlanılabiliyordu. İkinci Dünya Savaşı yıllarında teknik alanda bazı gelişmeler görüldü. Ama dağıtım işinin verimli biçimde düzene konabilmesi ancak 1950’lerde mümkün olabildi. Bu sorun çözümlenince de gazetelerin satışları on binlerden yüzbinlere doğru hızla yükselmeğe başladı.

Yerel basın: Osmanlılar döneminde Türkçe ilk yerel gazete, Rusçuk’ta yayımlanan Tuna oldu (1865-1877). Anadolu’ da çıkan ilk yerel gazete ise, Erzurum’da yayımlanan Envar-ı şarkiye (1866) idi. Envar-ı şarkiye, 1929’dan sonra yayımını Erzurum adıyla sürdürdü. 1869’da Bursa’da yayımlanmaya başlayan Hüdavendigâr, Diyarbakır’da Diyarbekir, Konya’ da Konya gazeteleri de ilk yerel gazeteler arasında yer aldılar.

1874 te Türkiye’ de yayımlanan yerel gazetelerin sayısı 24’ü buldu. XX. yy.’ın başlarından sonra Türkiye’nin her ilinde ve birçok ilçesinde yerel gazeteler yayımlandı. Bursa, İzmit, Adana, Eskişehir gibi illerde çıkan yerel gazeteler, teknik ve içerik bakımından büyük merkezlerdeki gazetelerin düzeyine yaklaştılar. Buna karşılık, İstanbul gazetelerinin Adana, Ankara, İzmir, Erzurum gibi illerde de baskı yapmaları ve baskılarının çeşitli kalıplarında her bölgenin yerel haberlerine geniş yer ayırmaları, yerel basının gücünü ve gelişmesini olumsuz yönde etkiledi. Yerel basın, Türkiye’ de daha çok Basın ilan Kurumu’nun desteğiyle yaşamını sürdürebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir