Genel Kültür

Türkiye’deki Önemli Avcılar Kimlerdir?

Eski Türkler’de avcılığın önemi büyüktü, iyi avcı olabilmek için cirit, kılıç, mızrak kullanmak, nişancılık, binicilik ve ok atma konusunda hüner sahibi olmak gerekirdi. Avcılığın savaşa yararlı olduğu düşüncesine ilişkin örf ve âdetler kuşaktan kuşağa sürdü.

Padişahlar avcılığı sevmenin dışında, avlara bizzat katılıp desteklemek ve sarayda geniş bir örgüt kurmak gereğini duydular. Doğancılar, çaylak avcıları, atmaca avcıları, zağarcılar, turnacılar, sekbanlar, samsoncu veya sekson-cuların, “Hassa avcıları” adı altında değişik kıyafet ve üniformaları vardı. Bu örgüt XVIII. yy.’da Tanzimat ile birlikte lağvedildi. Murat I, Yıldırım Bayezit, Murat II, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Murat III, Ahmet I, Osman II, Murat IV, Ahmet II, Abdülaziz, Mehmet IV avcılığa ilgi gösteren padişahlar oldu.

Mehmet IV avcılığa çok düşkün olması nedeniyle tarihte “Avcı Mehmet” olarak tanındı. Yıldırım Bayezit’in bir av gösterisine 6 000 sekban, 7 000 doğancı, Murat ll’nin ise 1 000’den fazla zağar ve 200’ün üstünde av kuşu ile katıldığı bilinmektedir. “Avcı” Mehmet dönemine kadar av örgütünde görevli olanların sayısı 529 idi. Hangi mevsimde hangi avın yapılacağından, yabancıların avlanma yasağına kadar uzanan çeşitli yönetmelikler çıkarıldı.

Avcılıkla ilgili ilk mevzuat1869-1877 yılları arasında yayımlanan “Mecellei Ahkâmı adliye” oldu ve avcılığın kapsamı ortaya kondu. Evcil hayvanlarla insana alışkın yabani hayvanların avlanması yasaklandı; köpeklerin tuttukları ve ücretli avcıların avladığı avların avlayana ait olması ilkesi getirildi. 1876 Belediyeler kanununun bir maddesine göre şubat sonundan 15 ağustosa kadar avlanmak yasaktı. 1882 Zabıtai Saydi Berrî ve Bahrî (Kara ve deniz avcılık zabıtası) tüzüğünde kara ve deniz av hayvanları ve avcılığına ilişkin bazı hükümler yer aldı. Bunlar daha çok devlet hazinesine gelir sağlamaya yönelikti.

Avcılık 1910’dan sonra spor olarak ele alındı Bu yönde ilk atılımı yapan kulüp, Fenerbahçe oldu. 1913 te başlayan avcılık çalışmaları 1927’ye kadar sürdü. Bu bağlamda ilk avcılardan biri sayılan Sait Selahattin Cihanoğlu’nu Merdivenköylü Ziya, Adnan Piri, Emin Bülent Serdaroğlu, Galif Kulaksızoğlu, Şakir Beşe, Nadir Hakkı Önen, Dr. Atıf Potongil, Neşet Bey izledi Sadrazam Talat Paşa, Necmettin Molla Ahmet izzet Tokgöz, Damadyan Efendi Veliyettin Bey de ünlü avcılar arasında sayılır.

1930’dan sonra Büyük ve Küçükçekmece arasındaki Ağurya’daki av partisin de 440 bıldırcın vuran Abbas Celaloğlu (daha önce aynı yerde Veliyettin Bey 396 Keçeci Fuat Paşa 386, prens Abbas Halim Paşa 294 bıldırcın vurmuştu), Sami İsmail Bey (454 bıldırcın), Fuat Bezmer (473 bıldırcın) gibi avcılar görüldü. Abbas Celaloğlu, Karacabey harası’nın Poyraz-bahçe mevkiinde, 273 üveyiği bir günde avlamıştı.

Zeki Demirtaşçı, Eskişehir’in Uyuz hamamında 97 çil vitol, İzmir’de ise 168 çulluk vurmuştu. Avcılık rekorları arasında, Celaloğlu’nun Meriç Karpuzlu ve Sivrihisar Ahiler’deki 203’er ördek vuruşu, Mustafa Cihanoğlu’nun avcılık yaşamı boyunca 622 domuz avlaması da sayılabilir. Cihanoğlu, bir günde 8 domuz vuruşu ile ün yapmış, Eskişehir’in ünlü avcılarından Aziz Bolel ve Sadi Yazgan ise Afrika’da avlanmışlardı.

Bütün dönemlerin en iyi avcılarından biri olarak gösterilen Sait Selahattin Cihanoğlu, Türkiye’nin ilk aslan avcısıdır. Cihanoğlu, 1925-1927 yılları arasında Afrika’da avlandı. Rekor sahibi adlar arasında Abraham Paşa’yı da saymak mümkündür. Paşa, Beykoz ve Kilyos’ta av köşkleri yaptırmıştı. Prens Celalettin Bey de Mandıra ve Yazia çiftliği yörelerinde özel av alanları kurdurmuş-tu. Börekçi ibrahim Bey. Akbabalı Kara-dayı, Polonezköylü Yaşo, Emil, Yanoş başlangıçtan günümüze kadar en iyi yaban domuzu avcılarından sayılır.

Günümüzde avcılık İstanbul, İzmir ve Ankara gibi kentlerde faaliyet gösteren ihtisas kulüplerinin desteği ile sürdürülmektedir. Türkiye’de avcılığın konumu, 5 mayıs 1937 tarihli ve 3167 sayılı Kara avcılığı kanunu ile belirlendi. Bu yasayla her zaman avlanabilir hayvanlar, belli dönemlerde avlanabilenler, avlanması yasak olanlar ve avlanma yerlerine açıklık getirildi. Bu konuda ilgili bakanlıklara geniş yetkiler tanındı. Ulaştırma ve Maliye bakanlıklarına verilen yetkiler, daha sonra Tarım Bakanlığı’na devredildi. Bu bakanlığın bünyesindeki Orman idaresi, özellikle kara avcılığı ve orman içi sulardaki balıkçılık konularıyla uğraşmaktaydı.

Orman Bakanlığı’nın kurulmasıyla yönetim ve denetimi bu bakanlık aldı. Orman Bakanlığı’nın başkanlığında toplanan kurul her ildeki av komisyonlarının kararlarını inceler ve yasada yazılı olanların dışında hangi hayvanların avlanamayacağını, ya da ne zaman avlanacağını belirler. Kurul, nesli tükenmeye yüz tutan hayvanların korunması ve çoğalması konusunda da önlemler getirir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir