Halk Bilimi

Türklerde ve Türk Topluluklarında Ad Verme

Kuzey Irak’da, Anadolu’da’ Gagauz Türklerinde ve Azerbaycan’da erkek çocuğa dedenin veya babasının adı verilirdi. Gagauz Türklerinde bu adet halen devam etmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da erkek çocuğa babanın veya dedenin ismi daha ziyade baba veya dede yeni ölmüş ise verilir. Böylece ölenin yaşatılacağına, anılmak suretiyle unutulmayacağına inanılır.
Sünnet, Türklerde islamiyetten evvel de var olan bir uygulama iken, İslamiyette yeni bir muhteva kazanmış, sünnet çevresinde de yeni sosyal ilişkiler ve müşterek inanç pratikleri geliştirilmiştir. Halk inançlarımızda adı konulmamış çocuk sünnet edilmez. Çocuk doğarken göbek adı konulduğu için bir sorun da yaşanmaz.
Karaylar çocuklarını 7 yaşından evvel muhakkak sünnet ederlerdi. Zaza Türkleri’nde sünnet köy halkının işbirliği ile yapılır. Pilav, etli pilav, sebze yemeği, tatlı, sütlaç ikram edilir. Kirvenin de çocuğun yeni doğacak kardeşlerine ad koymada hakkı vardır.
Kırım ve Hazar yöresinde Karay Türkleri çocuklarını 7 yaşından evvel muhakkak sünnet ederlerdi. Doğu ve Güneydoğu’da kirvelik çok yaygın iken, her nedense Kırmançca konuşan Ömerhanlı Türk köyünde kirvelik yoktur. Sünnet şöleninde kurban kesilir ve davul zurna çalınır. Doğu ve Güneydoğu’da kirve çocukları kan kardeşliği ve süt kardeşliği önemli iken, eski Karaçay-Malkar geleneğinde kan davasının kapatılması için “Emcek ulan” denilen bir kardeşlik türü daha vardı. Öldürülen aileden, annenin veya yaşlı bir kadının memesinden emen suçlu taraf kardeş olurdu. Buna “Emcek Ulan” denilirdi. Anadolu masallarında dev anasından süt emen, devlerle kardeş olurdu.
Gregoryanlar’da vaftiz babası ailesiyle kız akrabalığı yasaktır. Müslüman Azerbaycan ve Doğu Anadolu’da görülen kirvelik geleneğinde de böyledir. Sivas yöresinde kirvelik peygamber dostluğudur. Kirvenin oturduğu minder, peygamberin namaz postu sayılır. Kirvenin kucağı peygamber kucağıdır. Kirvenin çocuğu anneden babadan daha yakındır. Bu yakınlık ve dostluğun Hz. İbrahim’den geldiğine inanılır.
Sünnet sadece, incelenilen bölgede değil, Kazaklar’da’ ve diğer Türk boylarında da vardır. İslamiyette ise kirvelik diye bir uygulama yoktur.  Bütün Türk boylarında görülen, Türk olmayan Müslüman toplumlarda görülmeyen kirvelikte, kirveler arasında evlilik olmaması, Gregoryanlardaki vaftiz babası ailesi ile evliliğin olmayışını hatırlatmaktadır. Bu inanç, Gregoryanlara kadim Türklerinden geçmiş veya onlardan bir kısmının Türk boyları olduğunu gösterir. Dünyaya geldikten sonra isim alıp sünnet edilen çocuklar erginlik dönemleri ve evlilik yaşlarına kadar, farklı farklı inanç ve uygulamalardan geçerler.
Gagauzlarda çocuğun ilk çıkan dişini gören, çocuğa hediye vermeye mecburdur. Doğu Anadolu’da bu uygulama “Diş Hediği” şenlikleri ile yapılır. Komşular hedik yemeğe davet edilir ve çocuğa hediye alırlar. Adet çocuğun dişini ilk görene hediye alınması şeklindedir. Kuzey Irak’ın Türkmen ve Kırmançları arasında da hedik geleneği vardır. Gagauzlar’da yerinden çıkarılmış süt dişi ekmeğe batırılıp meydana bırakılırken, “garga garga sana kemik diş, ver bana demir diş” derler.* Kars’da çıkan süt dişi evin bacasına atılır ve bu esnada “Kurtlar, kuşlar çürük dişimi alın, bana demir diş verin” denilir. Kazak Türklerinde ilk dişleri çıkan çocuğa anası çiğnemesi için bir koyun kemiği verirdi.* ) Gagauz inançlarının bir çoğunda Orta Asya Türk Kültürünün izleri vardır.
Erzurum’da yeni doğan çocuğun yaşaması konusunda bir tereddüt var ise, çocuğun çamaşırı bir mezara asılır, mezara asılan çamaşır ters döner ise, çocuğun öleceğine, dönmez ise ölmeyeceğine inanılır. Bu pratik bize ölümden sonra hayatın devam ettiği inancının varlığını gösterir. Eski Türk dini, Gök Tanrı inancında mezarlıklar özellikle ata mezarları kutsaldı. Onlar merasimlerle ziyaret ediliyor ve orada yatanların ruhları tazimle anılıyordu. O atalar ki, ya Nebi ya da velidir. Ailenin büyüğü olan Ataların konumu ise, daha farklıdır.
Kişioğlu’nun tin’inin sadece öbür dünyada değil, bu dünyada da insanlara yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Bir kimsenin nazar almaması için veya nazar olmuş bir kimsenin nazarın olumsuz tesirinden kurtulabilmesi için (bilhassa nazar olan kimse çocuk ise), onu okuyan kimsenin öpmemesi gerekir. “Öpen kişinin nefesi, tesirini yitirir” inancı vardır. Öpme olayı nefesdeki gücün etkisine mani olur. Bu inanç Ağrı ve Erzurum’da bazı köylerde vardır.
Kars, Bayburt ve İğdır’da bir çocuk nazar almış olabileceği şüphesi ile okutulur ve nazardan okunmak suretiyle kurtulması isteniyor ise, nazar olup olmadığını anlamak için, okuyan kişiye dikkat edilir. Okuyan kişinin her üfleyişinde veya okumanın sonunda esnemesi üzerinde durulur. Okuyan esner ise okunan nazar olmuştur. Nazar olan okunduktan ve okuyan esnedikten sonra okunanın baş ağrısının hafiflediğine ve giderek geçtiğine inanılır. Okuyan kişi, göğe veya uzak dağlara bakıp, nazarı gözüyle uzağa atar.
Kuzey Irak’ta, Kırmanç ve Türkmenlerde, bir kişinin çocuğu olduğu zaman, hali vakti yerinde ise kurban keser. Karaçay-Malkar Türklerinde, bebeğin doğumundan bir hafta sonra kurban kesilir, ölen (toy) düzenlenir. Bebek törenle beşiğe yatırılır. Buna “Beşik bölgen” âdeti denir. Bu şölene bütün akraba ve komşular çağrılır. Erkek çocuk doğan evlerde “ıstım toy” adı verilen büyük şölen düzenlenir. Gelen misafirler bebeğe “Kol Kerek” denilen küçük hediyeler getirirler. Çocuk doğumunda, erkek çocuk doğumunda ve uzun süre beklendikten sonra dünyaya gelen çocuk için Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da kutlama şölenleri yapılır. Bu şölenler, Gök Tanrı inanç sisteminde gördüğümüz “Aş dökte’Merin benzeri olup, bir nevi saçıdırlar.
Kırmançca konuşan Ömerhanlı Türk köyünde, ailede çocuk sayısı, bilhassa erkek çocuğu sayısı çok önemsenir. “Çocuksuz adam, askersiz ordu gibidir” denilir. Sadece çocuksuzluk boşanma sebebidir. Karaçay Malkar Türklerinde de, ilk doğan çocuğun erkek olması istenirdi. Kadın ilk çocuğunu kendi anne-babasının evinde doğururdu.
Karaçay Malkarlarda, bebeğin doğumunu, babasına müjdeleyenler, onun başından kalpağım kaparlar. Baba da para vererek kalpağını geri satın alır. Böylece müjde verenlere bir hediye vermiş olur. Bu tür saçı, çok yaygın olmamakla beraber, Doğu Anadolu’da da vardır. Moğol kazaklarında olduğu gibi Kuzeydoğu Anadolu düğünlerinde gelin getirilirken yapılan at yarışına da “papağa gitmek” denir. Burada dereceye giren yarışçılara oğlan evi hediyeler verir. Papağ bilindiği gibi kuzu derisinden yapılmış özel şapkadır.
Karaçay-Malkar Türklerinde, “Beşik Bölegen” töreninde kesilen kurban’ın eti pişirilir ve misafirlere ikram edilir. Eğlence yapılır. Tören sırasında gelin bebeği ipek kumaşlara sarıp kaynanasına verir. O da bir yakını ile birlikte beşiği yıkar ve bebeği beşiğe yatırır. Bebek erkekse yastığının altına kama, bıçak; kız ise makas, kitap konur. Bu esnada gelin kaynanasına, kaynana da gelin ve damada hediye verir. Beşiği örtü vesair malzemesini, gelinin annesi yapar.’
Doğu Anadolu’da Malatya, Sivas, Erzurum ve Kars’da da, bebeğin, bilhassa ilk bebeğin kundak, zıbın, patik türünden ihtiyaçlarını gelin’in baba evi, bilhassa annesi yapar.
“Beşik Bögen” töreni sırasında genç delikanlı ve kızlar arasında çeşitli oyunlar oynanır. Bunlardan biri “Koz börk” ya da “börk takgan” adı verilen oyundur. Kalpak-Şapka asma anlamına gelen “Börk Takgan” oyununda kadınlar kalpağa benzeyen yuvarlak bir ekmek yaparlar. Bu ekmek tavana asılır ve döndürülür. Elini dokun-durmadan ağzı ile bir parça kopararak yarışmacıya hediye verilir. Ayn, uygulamayı biz Doğu Anadolu’da Adıyaman-Tunceli civarında da tesbit etmiştik, şüphesiz bu da bir saçı saçma pratiğidir. Ekmeğin en ufak parçası dahi yere düşürülmemelidir.
Doğu Anadolu’da sık görülen “Diş Hediyi” şölenleri Karaçay-Malkar Türklerinde de görülür. Çocuk ilk dişini çıkaracağı zaman “Tiş Cırna” adeti yapılır. Büyük bir kazanda buğday, mısır, kurufasülye ve nohut pişirilir. Sonra buna, kuru üzüm katılır. Bu karışma “Tiş Cırna” denilir. Akraba ve komşular eve davet edilir. Şölen-Toy düzenlenir. Kutlama yapılır. Çocuğun baba veya annesi bir avuç mısırı çocuğun başından döker. Dişlerin de böyle çıksınlar” der ve davete gelenlere birer taş “Tiş Cırna” gönderir, ayrıca çocuklara hediyeler verir.
Karaçay-Malkar Türkleri’nde çocuğun çabuk yürümesi için; üzüm, şeker, yumurta, yoğurt, kıkırdak, yağ ve un katılarak ekmek şeklinde bir çörek hazırlanır. Buna “Cıl Girgin” (Yaş Çöreği) adı verilir. Gelen akraba ve yakınlara yaşlı bir kadın bu çörekten ikram eder. Ev halkıda bu çörekten yer ve davete gelmeyenlerin payı gönderilir. Yapılan merasimde çocuk evin bir köşesine oturtulur ve yanına; ayna, makas, kalem, kama, mızıka gibi şeyler konur. Çocuk aynayı alır ise güzel, makası alır ise çalışkan, mızıkayı alırsa neşeli, kamayı alır ise yiğit olacağına yorumlanır.
İncelemesini yaptığımız Kuzey Irak, Doğu Anadolu ve Azerbaycan halk inançlarında çocukların tin’inden gelen bazı güçlerin var olduğuna inanılır. Kuzey Irak’da çocuk süpürge ile oynarsa, evi süpürmeye kalkışırsa, Doğu Anadolu’da çocuk bacaklarının arasından arkaya bakarsa eve misafir geleceğine inanılır. Azerbaycan’da bazı çocukların geleceği bildiğine, olacak olayları hissettiklerine inanılır.
Uğursuz ve gudumsuz olduğuna inanılan veya öyle tanımlanmak istenilen çocuklar atalarına atıf yapılarak zikredilirler. Azerbaycan’da “derin gitmişin çocukları” veya “derin gitsin” tabiri beddua için söylenir. Bu ifadede tekrar hayata dönmesi beklenen ölünün, dönüşü zorlaşsın anlamı saklıdır.
Kuzey Irak’da olduğu gibi Doğu Anadoluda da çok yaygın olan  bebeğin korunması için kullanılan “Höllük” diye bilinen bir toprak vardır. Elenilerek bebeğin altına konulan bu kırmızı toprak, sadece çocuk pudrası rolünü oynayıp, bebeği pişiklerden koruduğu için önemsenmiştir. Halkı Şıhbızınlı Türk aşiretinden olan Dereköy’de kadınlar höllük’ü bebek bir yaşına gelinceye kadar kullanırlar.
Öksürükten kurtarılması istenilen çocuklar, Türkmen ve Kırmançlar tarafından Erbil’deki Kendekoh ziyaretine götürülür. Türkiye’nin birçok yerinde, öksürük için özel yatırlar vardır. Erzurum’da Öksürük Baba Ziyaretine öksürüğü kesilmeyen çocuklar götürülür. Öksürük babanın diğer adı “Kah veya Gok-Gok Baba”dır.
Çocukların korkuları ve nazarlı halleri için Anadolu’da’ olduğu gibi Irak’ın Kırmanç ve Türkmenleri de kurşun dökerler. Çocuğun korktuğu ne ise kurşunun o şekli aldığına inanılır. Kurşun’un suyu, yedi komşu kapısına kıbleye dönülerek dökülür.Kurşun dökme eski Türk inançlarında da vardır.
Türklerde ad kutsiyet taşıyordu ve kişinin gelecekteki hayatı ile ilgili idi. Onun gelecekte korunması, başarılı ve hayırlı olması taşıdığı isimle ilgili idi. Seçilişi, seçiliş biçimi, seçilişine etki eden faktör ayrı ayrı önemli idi. İsimlerin zikredilmesi biie inançlarla bağlantılıydı.
Karaçay-Malkar Türkleri’nde, çocuğa isim “Beşik Bölgen” adetinin yapıldığı çocuğun beşiğe ilk konulduğu gün verilir. Çocuğun anne ve babası çocuğa isim vermezler. Kız çocuğunun ismini babaannesi, erkek çocuğun ismini dedesi koyar. İkinci çocuğun ismini ise çocuk olduktan sonra eve ilk giren koyar ve çocuğa at hediye eder. İsim koyan at verir” ata sözü buradan gelmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, çocuğa ismi, kulağına ezan ve sela okunarak konulur. Çocuğa ismini daha ziyade ailenin büyük erkekleri baba veya dede koyar.
İncelediğimiz, Kuzey Azerbaycan, Doğu Anadolu ve Kuzey Irak bölgesi ile, bu bölge inançlarını karşılaştırdığımız Türk Dünyasının diğer hayatın önemli dönemlerinde Aş Dökme şölen ve törenlerinin yapıldığını gördük. Doğumun oluşu ile başlayan mutluluk, çok kere kurban kesilerek aş dökülmesi şeklinde tezahür ederken, evliliğin; nişan, düğün ve nikah gibi muhtelif safhalarında Aş Dökme’nin örneklerini görüyoruz. Ölümde ise, Üçü, Yedisi, Dokuzu, Kırkı ve Senesi’nde, keza farklı büyüklükte aş dökülür. Şüphesiz bunları saçı kapsamında mütalaa ediyoruz.
Gregoryanlar, ölünün arkasından ekmek, üzüm dağıtırlar ve çokça içki içerler. Eski Türklerde yuğ törenleri olarak bilinen bu uygulama günümüzde incelediğimiz bölgede ölü aşı ve benzeri isimlerle anılmaktadır.
Kaynak: Eski Türk Dini İzleri, Yaşar Kalafat

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı