Kültür

Yapı ve Yapı Teknikleri

Yapı tekniği nedir, Geleneksel yapı teknikleri nelerdir, Yapı tekniğinin geçmişten günümüze gelişimi ile ilgili bilgi

Eski yapı ustaları, zamanın etkisine büyük ölçüde dayanmış yapıtlarıyla çağdaş inşaatçıların hala esinlendikleri teknik örnekler bırakmışlardır. Sözgelimi, bağlayıcı madde kullanılmadan blok kütlelerin birleştirilmesiyle kurulmuş Mısır yapıları, günümüzde gerçekleştirilen dalgakıran ve rıhtımlarla karşılaştırılabilir.

Eskiden yapılarda kil, saman ve odun talaşı karışımından elde edilen kerpiç ya da daha ilkel bir madde olan toprak-çamur karışımı kullanılıyordu. Bu kullanıma, birçok yerde hala kullanılmaktadır.

Mezopotamya’da yapılan yeni kazılarda elde edilmiş bilgilere göre, tuğla kullanımı İlkçağa kadar iner. İlk bağlayıcıların (kuşkusuz önce alçı ve kireç) da bu çağda bulunduğu sanılmaktadır. Ama parlak bir gelecek vaat eden ilk malzeme, kuşkusuz taş olmuştur. Taşın geniş ölçüde kullanımı, harçla birleştirilmesi Eskiçağın belirgin niteliği olmuş ve XIX. yy’a kadar sürmüştür.

Demir, yapı malzemeleri arasındaki yerini XIX. yy. başında almaya başladı; büyük yapıların kurulmasını ve kentlerin yayılmasını hızlandırdı. Taşıyıcı eleman görevi üstlenen demir, kısa sürede gökdelenlerin yükselmesini sağladı. Ayrıca, büyük bir kullanım esnekliği gösteren çimentonun ortaya çıkmasıyla, yapı ustalarının o güne kadar başvurdukları tek teknik olan düzenli katılar geometrisi (yontma taş) yöntemi bir yana bırakıldı.

Çağdaş yapılar dar işlevleriyle sınırlanmıştır. Çatı yalnızca beton bir örtüye ya da kubbeye dönüşmüş, duvarlar, kalınlıklarını yitirerek ince yüzeyler (bölmeler) haline gelmiş ve yapı, konutlara ya da işyeri olarak bürolara bölünmüştür.

Günümüzde taşıyıcı elemanlar tekniğinde, yükün dağılımı tam anlamıyla bilinmekte ve hesaplanmaktadır. Dolayısıyla yeni, göz aldatıcı bir yapı üslubu doğmak üzeredir. Alüminyum, çelik ve cam gibi bölme duvar yapımı için kullanılan yeni malzemeler, yontuya yakın karmaşık biçimlerde beton dökümü, belki de yapımcıların buluşlarıyla birleşerek yeni bir süsleme biçimi dönemi açacaktır.

Bir yapının kurulması, temel atma, duvar örme, döşemeler, çatılar, doğrama işleri su, aydınlatma, ısıtma donanımları gibi birçok evreden geçer.

Yapıda temelin doğurduğu sorunlar en önemli olanlardır. Bütün üst yapıyı taşıyan temelin gerçekleştirilmesi için, her şeyden önce bir yerbilimcinin zemini inceleyip, niteliği üstünde genel bilgileri sağlaması, bir uzmanın (yer fizikçisi) toprağın mekanik ve fiziksel özelliklerini belirleyip, temel atma biçimleri konusunda olası çözümleri önermesi gerekir. Bu işlemlerden sonra yapılacak şey, eldeki tasarıya en uygun yöntemi seçmektir.

Yapının ağırlığı, içine konacak mal ya da eşya ve hava koşullarından doğan, sabit hareketi, salınındı ve geçici aşırı yükleri, rüzgardan kaynaklanan itme gücünü, temelin, zemine orantılı biçimde aktarması gerekir.

Birçok temel türü vardır. Yüzeysel temeller beton tabanlar üstüne oturur. Derin temeller (kazık temel), ya dar kesitli kuyular açılıp betonla doldurularak ya da şahmerdanla çakılmış borular içine yerinde beton dökülüp, elde edilen betonun kazıklar üstüne yerleştirilmesiyle hazırlanır. Sonuncu yöntemde, beton tuttuktan sonra, kazık çeperi (borular) kaldırılır.

Temel bittikten sonra, yapının üst kesimine başlanır. Her gün biraz daha ileri düzeylere ulaşan makineleşme, hazır malzeme payının günden güne artışı, sık sık yeni maddeler kullanılması, yapı tekniğinde büyük değişikliklere yol açmış, ayrıca, İkinci Dünya savaşından bu yana karşılaşılan nüfus artışı ve acil konut gereksinimi, yapı tekniğinde sanayileşmenin yararını artırmıştır.
Dolayısıyla, son yıllarda birçok yapı tekniği geliştirilmiş ve fabrikalarda üretilen ya da şantiyede hazırlanan, başlıca maddesi beton-polistiren, beton-seramik olan pano duvarlar kullanılmaya başlandı.
Bazı hazır yapı elemanı üreticileri su, gaz, kalorifer boruları ve doğrama (kapı, pencere) takozları içeren duvar panoları dökerler. Duvar ve döşemeler yerleştirildikçe, borular birbirine bağlanır.

Temel üstüne yapının kurulmasında iki yöntem kullanılır: Tuğla ve taş yapılarda (yığma) olduğu gibi aşağıdan yukarıya yapım tekniğinde her kat bittikçe döşeme betonu atılır. Yukardan aşağıya kurma tekniğindeyse, çelik kirişlerden oluşan yapı iskeleti, temel üstüne yerleştirilir, döşemeler döşenir ve hazır duvarlar en üst kattan başlanarak yerlerine konur. Hazır elemanların tümü, kaynak ya da cıvatayla iskelete bağlanmalarını sağlayan yassı dillerle donatılmıştır.

Kaba inşaat bittikten sonra, yapının örtülmesine geçilir. Kullanılan yapı tekniği ne olursa olsun yapı bir çatıyla örtülür. Önce ahşap ya da çelik iskelet hazırlanıp yerleştirilir ve çeşitli geçirimsiz malzemeyle kapatılır.

Bu alanda da konutun işlevine, biçimine, bölgelere, ülkelere ve yapımcının beğenisine göre çeşitli yöntemler kullanılır. Sıcak ve kurak ülkelerde, yağışlı ülkelere oranla la çatı eğimi daha azdır ve çatını üstü beton, kiremit, çinko, vb. su geçirmez malzemelerle kaplanır.
Yapının iç donanımı için çeşitli mesleklere başvurulur: Sıvacılar duvar ve tavan sıvalarım yapar, fayansçılar mutfak ve banyo fayanslarını döşer, elektrikçiler elektrik donatımını, kaloriferciler kalorifer elemanlarını, sıhhi tesisatçılar su boruları, musluk ve lavaboları, marangozlar doğramaları hazırlarlar; badanacı ve boyacılar da, yapıyı tamamlarlar.
 
 
 
 
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı