Kültür

Yapısalcılık Nedir, Hakkında Bilgi

Yapısalcılık nedir, yapısalcı dilbilimi kuralı nedir, yapısalcılığın temsilcileri kimlerdir. Yapısalcılık hakkında bilgi.

Genellikle dilbilimde ve öteki bilimlerde bir yöntem, bir akım olarak beliren yapısalcılık, felsefe alanında ideoloji, metafizik ve dünya görüşü özelliklerini taşır. Yöntem olarak yapısalcılık, bir örnek alma olayını da birlikte getirmektedir! Örnek alınan, dilbilimdir. Yapısalcılık akımının gerek dilbilimdeki durumunda, gerekse öteki bilimlerdeki durumunda yapı kavramının büyük yeri vardır. Bu yöntemin, bu akımın yandaşları, konularını bir yapı olarak görürler ve bu yapıyı ortaya çıkarmayı amaçlarlar. Yapı kavramı ile anlatılmak istenen, dilsel yapıdır. Bütün öteki yapılar, dilsel yapıya geri götürülmekte ya da bir başka deyişle, dilsel yapı örnek alınmaktadır.
• Yapısalcıların kullandığı «yapı» kavramının ayırt edici özellikleri şunlardır: 1) Yapı toplumsaldır. Yapı ancak toplum içinde ortaya çıkmaktadır. Bu yapı tek tek kişilerin uzlaşmaya dayanmasına karşın, tek tek kişileri, bireyleri aşmaktadır. Buna örnek olarak dilsel yapı gösterilebilir;
2) Yapı bilinç dışıdır. Birey, içinde bulunduğu toplumun ortaya koyduğu yapılara göre davranır, konuşur ve düşünür; ancak, bu yapıların kurallarının neler olduğunu bilmez bile. Buradan da yapısalcılığın bireyi, bir başka deyişle özneyi bir yana atan bir yöntem olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda, yapısalcıların, açıklamayı amaçladıkları yapılara tarihsel bir yaklaşımları yoktur. Onların göz önünde bulundurdukları yapı, karşılıklı bağlantılardan oluştuğu için, geçmiş zaman boyutu, önemini yitirmektedir. Yapılar, zamandaş oldukları öteki yapılarla şimdiki zaman boyutu içinde ele alınırlar.
Yapısal dilbilim: Ferdinand de Saussure «Genel Dilbilim Dersleri» (Cours de Linguisti-que Générale) adlı yapıtında yapı kavramından hiç söz etmemesine karşı, yapısal dilbilimin kurucusu sayılmaktadır. Saussure yapıtında yapı yerine dizgeyi (sistem) kullanmaktadır. Dil bir göstergeler dizgesidir. insanlar arası iletişimi sağlayan yetiye, Saussure, «dil yetisi demektedir.
Bu yetinin iki yönü vardır: «Dil» adı verilen toplumsal yön; «söz» adı verilen bireysel yön. Dil ile sözün, toplumsal olanla bireysel olanın bütünüyle kaynaşmış olduğunu gözden kaçırmamak gerekir; yapılan ayrım, yöntemsel ve kuramsaldır. Saussure’e göre dil, bazı öğelerin toplamı değildir; çeşitli öğeler dilde karşılıklı bir ilişki içindedir. İşte bu karşılıklı ilişkiler içinde öğelerin oluşturduğu bütüne, Saussure «dizge» demektedir. Dil bir göstergeler dizgesidir. Dilsel gösterge, iç içe olan iki öğeden oluşur: Ses; ilişkin olduğu nesnenin zihindeki kavramı. Ayrıca dil, yapay göstergeler dizgesidir. Bir başka deyişle, gösterilenle gösteren arasında hiç bir doğal ilişki yoktur. Burada yalnızca uzlaşım söz konusudur. Aynı zamanda, Sassure’e göre dilbilim, gösterge dizgelerini inceleyecek genel bir gösterge bilimin bir kolu durumundadır.

Yapısal dilbilimin Saussure’den sonraki temsilcileri Prag okulundan Trubetzkoy, Jacobson, Kopenhag okulundan Hjelmslev, Fransa’ dan Greimas, Benveniste ve Martinet’dir. Ayrıca A.B.D’nde Bloomfield, Harris ve Chomsky, çalışmalarıyla yapısal dilbilime katkıda bulunmuşlardır.

• Yapısalcılığı bir yöntem olarak kullanan yapısalcılar, bir göstergeler dizgesi olan dil dışında, başka gösterge dizgelerini, bir başka deyişle yapıları anlamaya, bunları yönlendiren kuralları bulmaya çalışmaktadırlar. Böylece yapısalcılık yalnızca dilbilim çalışmalarının bir yöntemi olarak kalmamakta, öteki insan-bilimlerinin de yöntemi olmaktadır. Sözgelimi, budun bilimde (etnoloji) yapısalcılığın temsilcisi Lévy-Strauss’ dur. Ona göre budunbilim, toplumsal insanbilim (sosyal antropoloji) ye toplumbilim (sosyoloji) de genel gösterge-bilimin dallarıdır. Lévy-Stra-uss’a göre budunbilimin amacı, çok değişik insan topluluklarının farklı davranışları arasındaki ortak temeli bulmak ve değişik toplumsal kurumların zaman içinde nasıl değişmez bir özellik taşıdığını belgelemektir. Toplumbilimcilerin başarılı olabilmesi için de, dilbiliminkine benzer bir yöntem kullanmaları gerekmektedir. Çünkü Lévy-Strauss’a göre, bütün toplumsal olaylar, temelde bildirişmeyi amaçlayan olaylardır. Her toplumsal kurum ve olgu bir göstergedir.
Yapısalcılık Jacques Lacan tarafından psikanalize de uygulanmıştır. Lacan, Freud’ un yapısalcı bir bakış açısından yorumlanmasını istemektedir. Psikanaliz, yöntem yönünden dilbilimi örnek almalıdır. Bilindiği gibi psikanaliz, bireyi, geçmiş zaman boyutuna dönük olarak somut bir biçimde inceleyip, hastalıklı durumu ortadan kaldırmaya çalışır. Yani ilk bakışta, yapısalcılığa ters düşen bir tutumdadır. Lacan aslında, psikanalizin bu tutumunu tersine çevirerek, psikanalizi yalnızca bireyi inceleyen bir alan olmaktan çıkarıp, bilinçdışını da dil gibi bir yapı olarak ele alır. Psikanaliz işte bu yapıyı anlamalıdır. Bu nedenle psikanalizci, dinlemekte olduğu kişinin söylediklerini bir göstergeler dizgesi olarak ele almalı ve bu dizgedeki göstergelerin neyi anlattığını göstermeye çalışmalıdır.
Yapısalcılık yalnızca bilimlere değil, sanata da uygulanmaktadır. Özellikle sözlü sanatlar, edebiyat da bir uygulama alanı olarak belirmektedir. Edebiyattaki uygulamada, bir eleştiri kuramı olarak kullanılan yapısalcılığın genel niteliği olan tarihsel açıdan yaklaşım bir yana bırakılıp, yapıtın eşzamanlı bir yaklaşımla ve yalnızca bir yapı olarak değerlendirilmesi ilke edinilmiştir. Yapısalcılığı edebiyat eleştirisi alanına uygulayanlardan biri Roland Barthes’tır. Öteki ünlü yapısalcı düşünürler arasında Louis Althusser veiMichel Foucault sayılabilir.

Evren üstüne bazı yargılar ileri sürmeye başladığı anda, yapısalcılık, felsefenin içine giriyor demektir. Bir başka deyişle, bir dünya görüşü, bir metafizik halini alıyor demektir.

Gerçeklerin gözlenmesinden yola çıkarak bir model kurmaya yönelen ve bu modelin yapısını çözümlemeyi amaçlayan yapısalcılığa yöneltilen en büyük eleştiri, üstünde durulan yapının kökeninin ne olduğudur. Yapısalcılar bu eleştiriyi yanıtlama gereğini pek duymamaktadırlar. Ancak, genel olarak onlara göre yapı, temelini gerçeklikte bulmayan, sonradan kuramsal yoldan kurulan bir dizgedir.
 

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı