Biyografi

Yunus Emre Edebi Kişiliği, Eserlerinin Özellikleri

Yunus Emre Edebi Kişiliği Kısa (Kısaca Özet) Yunus Emre Edebi kişiliği, üslup özellikleri ve eserlerinin konusu hakkında kısa özet
Yunus Emre, her şeyden önce çok samimi ve çok inanmış bir din-tasavvuf adamıdır. Bu derin inancı ve samimiliği sonucu olarak, tasavvufu mümkün olduğu kadar geniş halk yığınlarına yaymak için ömrünü o yola adamıştır. Tasavvufu alabildiğine geniş yığınlarına aktarılması için en etkili yolun kuru kuruya telkin, vaiz ve nasihat değil onların ruhlarına ve benliklerine en kolay ve en sağlam bir şekilde nüfuz edecek çareyi düşünmüştür. Bu çare —içinde müziğin ahengi de bulunan şiirdir. Ve Yunus Emre işte bunu çok iyi bildiği için şiire başvurmuştur. Tanrı kendisine sonsuz bir şiir dehası ve İlham zenginliği de bağışlamış bulunduğundan; O İNANÇ VE SAMİMİLİKLE BU İLHAM VE DEHA BİRLEŞİNCE ORTAYA ONUN ebedi sanatkarlığı çıkmıştır.
Gerçekten de Türkiye Türkçesinin şiir dehası Yunus’tur ve Anadolu’da milli edebiyatın temelini atmış olmak şerefi, hemen tek başına, ona aittir. Bu Yunus Emre gelmemiş olsaydı, Anadolu’da yalnız halk edebiyatı değil, belki divan edebiyatı bile, bilinen tarihi hacmiyle gelişemezdi. Bundan dolayı, değerli edebiyatçımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın: Yunus Emre Türçemizin kapısıdır sözünü bir fantazi olarak değil, tarihi bir gerçek olarak kabul etmek gerekir. Öte yandan divan edebiyatı şairlerinin hiç birisi tasavvuf inancını ve sevgisini millete aktaramadığı halde, Yunus bu aktarma işini tek başına yapmıştır. Bunu yaparken de hayattan hiç kopmamış, bağnazlığa hiç bir şekilde sapmamıştır.
Yunus Emre’nin her sınıftan insanlara seslenebilmek ve onları engin sanat gücü ve etkileyici dili-anlatımıyla kendisine bağlayabilme ustalığı o derece büyüktür ki, halk şiirini beğenmemeyi bir nevi prensip edinmiş divan şairleri bile ona saygıyla yönelmişlerdir. Yunus, hayatla ölümü birbiriyle kaynaştırdığı birçok manzumelerinde, aslında bu iki kavramın pek birbirlerinden ayrı olmadıklarım, bütün meselenin, bir yandan yaşarken öte yandan da yaşamın sonunun bir son olmadığı bilmekten ibaret bulunduğu belirlemeye çalışmıştır. Ona göre her şeyin başı sevgidir. «Sevelim-sevilelim» sözleriyle insanı da, tabiatı da, dostu da düşmanı da, varlığı da yokluğu da ve bütün varlıklarda insanı birleştiren Tanrıyı da sevmenin gerekliliğini en veciz bir biçimde dile getirmiştir. Yaraddanı hoş gör -Yaradandan ötürü» sözü ise sevginin bütün evrene nasıl hakim bulunduğunu belgeleyen bir çeşit hikmetedir. Asla şüpheye düşmeden iddia edilebilir ki yalnız Türk edebiyatında ve dilinde değil bütün dünya edebiyatında ve dilinde inançla şiiri, sözle söyleyişi onun kadar rahatlıkla bağdaştırıp nazma döken başka bir şair kolaylıkla gösterilemez.
Yunus emre hem aruzla, hem heceyle, fakat özellikle heceyle yazmıştır. Aruzla olan ve divan edebiyatını hatırlatan manzumeleri, milli nazım şekilleriyle ve heceyle yazdıklarına oranla ikinci planda kalır. Berrak, özentisiz yapmacıksız, tabii ve rahat Türkçesiyle dilimizin en eski ve en büyük mimarlarından biri olan Yunus Emre; o Türkçenin içine doldurduğu engin, zengin ve insanın ruhunu kavrayan şiir malzemesiyle de edebiyatımızın ebedi doruklarında biri olarak kalacaktır.
Yunus Emre’nin, yine tasavvufla ilgili Risale-i Nushiyye adlı küçük bir mesnevisi ve Türkçe’de en çok basılmış kitaplardan biri olan Divan’ı bulunmaktadır.

Daha Fazla Göster

ebilge

1983 Elazığ doğumluyum. Gazi Üniversitesi, Türk Halkbilimi ( 2008) mezunuyum. Kültürel Bellek sitesinin kurucusu, aynı zamanda tek içerik üreticisiyim. 2010 yılında yayın hayatına başlayan Web sitesinin öncelikli amacı; Kültürümüzün korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. İletişim kurmak isterseniz,serkan.gakko@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz. Size en kısa sürede geri dönüş sağlamaya çalışacağım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı