Genel KültürEdebiyatKitap Özetleri

Alemdağ’da Var Bir Yılan Kitap Özeti

Alemdağ’da Var Bir Yılan Kitap Özeti. Sait Faik Abasıyanık Alemdağ’da Var Bir Yılan Kitabı İçeriği Konusu, Ana Düşüncesi Özeti. Alemdağ’da Var Bir Yılan Roman Özeti

Alemdağ’da var bir yılan, Sait Faik Abasıyanık’ın ölümünden hemen önce yayımlanan son öykü kitabı (1954).

Yazarın alışılmış temalarından bazılarını sürdürerek kasaba yaşamından çizgiler yansıtır; balıkçıları, doğa/deniz yaratıklarını tanımlar, ada insanlarını anlatır. Yazarın Panco adıyla andığı bir dostuyla ilişkilerini konu edinen bir dizi öyküde ise hastalığından da kaynaklanan tedirgin, umutsuz yalnızlık psikolojisi dile gelir. Kitaba adını veren öyküde bu ruhsal durum Beyoğlu’nun arka sokakları, içki evleri, yapmacıklı insan ilişkilerinin karşısına fantastik bir görünüm içinde sağlıklı, içtenlikli doğa varlıklarını yerleştirir. Soğuk bir günde şehrin pis havasından uzaklaşıp Alemdağ’ın temiz dünyasına sığınmayı hayal eder. Masal ve düş öğelerinden beslenen şiirli fakat karmaşık anlatımlı bu öyküler, serbest çağrışımlara geniş yer vererek gelişir; gerçeküstücü tekniklerden yararlanır.

Kitap Özeti

İçinde on yedi hikaye bulunan kitabın ilk dört hikâyesinde (Öyle Bir Hikaye, Yalnızlığın Yarattığı Adam, Alemdağda Var Bir Yılan ve Panco’nun Rüyası) Sait Faik, aşın bir inziva özleminin; Panco adındaki  arkadaşı tarafından da terkedilmiş, yaşlanmanın şiddetlendirdiği “kavun acısı” bir yalnızlık duygusunun esiridir. Beşinci hikâye Melâhat Heykeli’nde gene konusu ve olayı belirli hikâyeye döner: Bar kızı Melâhat, bir kasabada kendini ticaret hayatına vermiş, içine kapanmış, şişmanlamış bir genci bir buçuk yıl uğraşarak, insan içine çıkabilir hale getirir, adamın bir doktor kızıyla evlenmesi üzerine eski yalnızlığına döner: Bazı aile saadetlerinin temeli olan Melâhat’in heykeli dikilmelidir. Yirmisinde Yani Usta, ellisine yaklaşmış yazarın, beş sene önceden tanıdığı bir duvar boyacısıdır; dostluğunu esirger oluşu üzmüştür yazarı.

İki Kişiye Bir Hikâye’de balıkçı Barba Yakamoz’un topal bir martıya karşı yakınlığı anlatılır; martının ölümü üzerine balıkçı, yakasında siyah bir matem tülü, kuşun yasını tutar. Rıza

Milyoner, on altı yıldır İstanbul’a gelmemiş, taşralı bir tüccardır, uyurgezerdir, kaldığı oteldeki odadan sokağa düşerek ölür.

Yazarın en güzel hikâyelerinden biri olan Sarmaşklı Ev’in sahibi Canvermez, Ada halkının nefretini toplamış, bencil bir adamdır; evinin nerede olduğunu öğrenmek isteyen hikâyeciyi, bütün sordukları, söz birliği etmişler gibi, sert olumsuz cevaplarla geri çevirirler. Eftalikus’un  Kahvesi gene İstanbul’da Taksim meydanına bakan bir taraça kahvesidir. Hikayeci orada, hayranlarından biriyle konuşur, ona hikâyelerini nasıl yazdığını anlatır.

Hişt, Hişt! Burgaz Adası’nda kırlarda bir gezintinin, Dülger Balığının Ölümü ise bir akasya ağacına asılı, ölmekte olan, kılık ve ruh farkı şaşırtıcı balığın şiirli, mitoslu bir tasviridir; ikisinde de tabiat ve balık birer sembol olarak kişileştirilir. Kafa ve Şişe’de olay bir aşçı dükkânında geçer: Yaşlı bir bileycinin, içki içen dört delikanlıdan birine bakması tepkiyle karşılanır, baktığı yakışıklı delikanlı, az sonra kavrayıp geldiği şarap şişesini adamın başına çarpar. Çarşıya İnemem’de hikâyeci, odasına kapanmış, anılara, çağrışımlara bırakmıştır kendini. Dolapdere kısa bir tasvir, dolgun bir gözlem ürünü. Bir Hastalık, yazarın bir çocukluk anısının hikâyesi: Milletvekili olabilme hastalığına, Birinci Dünya Savaşı yıllarında, köylü ve rüştiye mezunu Rahmet Hoca tutulmuştur. Bu sevda, adamcağızı önce kasabanın memurlarının eğlencesi olmaya, sonra sömürülmeye, parası tükenince de zararsız bir meczup halinde ortalarda kalmaya götürmüştür. Rahmet Hoca arada köyden kasabaya iner, istasyonda Ankara trenini bekler, milletvekili kompartımanında kimse yoksa üç beş dakika oturur, sonra Ankara’ya varılmış gibi, saygılı törenli trenden indirilir, bir jandarma ile köyüne gönderilir. Kitap, ilk dört hikâye havasında, gerçek-hayal karışımı; bir sıkıntı, bir tedirginlik ifadesi ve sembolik bir hikâye olan Yılan Uykusu ile sona eriyor. Eserin adında ilk kelime ilk baskıda “Alemdağ’ında..” ise de yazar bunu sonradan “Alemdağ’da…” diye değiştirmişti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir