Genel KültürTarih

Aydınoğulları Beyliğinin Önemli Eserleri

Aydınoğulları Beyliğinin Önemli Eserleri Nelerdir? Aydınoğulları Beyliğinin Mimari Eserleri ve Özellikleri,

Aydınoğulları sanatı, daha çok mimarlık ve onu bütünleyen sanat dallarında belirginleşmektedir. Birgi, Selçuk, Tire ve Aydın’da ilk dönem yapılarında Anadolu Selçuklu sanatının etkisi görülür. Geç dönem yapılarındaysa yeni denemelerle karşılaşılmaktadır. Bu çalışmalar daha sonra Osmanlı sanatının gelişiminde de etkili olmuştur.

Birgi’ Ulu camisi ya da Aydınoğlu Mehmet Bey camisi, (1312) Anadolu’daki çok ayaklı ulu camilerin önemli örneklerindendir. Yapı tasarımı yanında, çini mozaik bezemeli mihrabı, geçme tekniğinde yapılmış ceviz panolu minberi, pencere kanatlarıyla Anadolu Selçuklu geleneğini sürdürür. Ancak ön yüzün ve taç-kapının yalınlığı, Osmanlı süsleme sanatına da yansıyan kimi motifler, özellikle Batı Anadolu beyliklerinde izlenen yeni denemelerin ürünüdür.

Türbelerde de klasik Selçuklu üslubunun sürdüğü görülür. Caminin batısındaki Aydınoğlu Mehmet Bey türbesi (1334) kubbeyle örtülü, kare planlı özenli bir yapıdır. Caminin güneyindeki Sultan Şah türbesi (1310) altı köşeli planlı, kubbeli bir örnektir. Dönemin bazı türbelerinde görülen giriş mekânı, XIV. yy. ‘da yaygınlaşmıştır.

Beyliğin bir başka önemli merkezi de, Birgi yakınlarındaki Tire’dir. Buradaki yapılar da tuğla ve taş işçilikleri, minarelerin zengin bezemeleriyle dikkati çeker. Aydınoğlu Mehmet Bey camisi (yaklş. 1308-1334), tek kubbeli ana mekânı ve önündeki iki kubbeli son cemaat yeriyle dengeli bir yapıdır. Minare renkli tuğladan kilim motifleriyle bezelidir. Son cemaat yerinin duvarlarından biri çeşme olarak düzenlenmiş, giriş yana kaydırılmıştır. Yazıtsız olan Ulu Cami’nin Aydınoğlularından Cüneyt Bey tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır (XIV. yy.). Kara Hasan Bey’in yaptırdığı Karahasan camisi (1384) tek kubbeli ana mekânı, üç bölümlü son cemaat yeriyle yalın bir yapıdır, ancak tuğladan yivli minaresiyle dikkati çeker.

Aydınoğulları beyliğinin en önemli yapısı Selçuk’taki İsabey” camisidir (1375). Anadolu Türk mimarlık tarihinin basamak taşlarından olan caminin mimarı, Ali bin Dimışkî’dir. Şam Ümeyye Camisi’ndeki temel özellikler yanında, sonraki gelişmelerin ilk örnekleri bu yapıda izlenebilmektedir. Mermer kaplı ön yüzde, iki katlı pencere sırası ve mukarnaslı taç kapıyla sal bir görünüm sağlanmıştır.

Bu ön yüz mimarlığı daha sonra Bursa, Edirne, İstanbul’daki Osmanlı camilerinde geliştirilmiştir. Yapının bir başka önemli özelliği de, avlu düzenlemesidir. Ortası sekizgen havuzlu, revaklı avlu ve düz ahşap çatılı revaklar önce bu yapıda görülür. Selçuklu ve Beylikler dönemi mimarlığında görülen çifte minareye bu camide de rastlanmaktadır. Bunlar avluyla caminin birleştiği noktalara yerleştirilmiştir. Osmanlı mimarlığını da etkileyen bu düzen, avluyla caminin ana mekânının organik bir bütünleşmeye ulaşmasını sağlamıştır. Ana mekânı oluşturan, mihraba koşut iki şahın, mihrap ekseninde iki kubbeyle bölünmüştür. Bu, Şam Ümeyye camisi ile başlayıp (VIII. yy.), Diyarbakır Ulu camisi ve öteki Artuklu yapılarında uygulanan tasarımın değişik bir ürünüdür.

Dönemin önemli merkezlerinden olan Aydın’da, beyliğin mimarlık alanında geliştirdiği yenilikleri yansıtacak yapılar günümüze ulaşamamıştır.

Anadolu Selçukluları ile Osmanlı mimarlığı arasında geçiş sağlayan Beylikler dönemi mimarlığında Aydınoğulları yapılarının önemli bir yeri vardır. Dönemin yapıları, dar olanaklar içinde gerçekleştirilmelerine karşılık tasarımları, ahşap, taş, tuğla, çini işçilikleriyle yeni denemelere ortam hazırlamışlardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir