HalkbilimiHalk İnançları

Uğurlu ve Uğursuz Görülen Halk İnançları Nelerdir?

Uğurlu ve Uğursuz Görülen Halk İnançları Nelerdir? Ülkemizin farklı illerinden derlenen uğurlu ve uğursuz olma ile ilgili inançlar ve uygulamalar

Salı-Cuma-Çarşamba-Cumartesi gibi günlerde yerlere göre değişmek üzere bazı işler yapılmaz. Çarşamba günü ile ilgili Kara Çarşamba kotunda Nevruz bağlantılı inançlar vardır.

Artvin’de sağ el kaşınır ise para geleceğine sol el kaşınır ise para kaybolacağına inanılır. Bu inanç da çok yaygındır.

Sincan-Ankara ve çevresinde, soğan kabukları yakılmaz. Bu inanç da oldukça yaygındır. Anadolu’da soğan kabuklarının cinlerin altınları sarımsak kabuklarının da gümüşleri olduğu inancında olan yöreler de vardır.

Sincan-Ankara’da bıçakla ekmeği kesmenin günah olduğuna inanılır. Riayet etmeyenin uğursuzlukla karşılaşabileceği inancı vardır Ekmek türü bir kısım yiyeceklere bıçak türü madeni akşamlı şeylerin vurulmaması gerektiği inancı oldukça yaygındır.

Artvin’de, yolculuğa çıkanın arkasından su dökülmesinin uğuruna inanılır Bu inanç Anadolu’da çok yaygındır. Ayrıca gelin ve askere gidenin de ardı sıra su serpilir, yolunun ve geleceğinin aydınlık olacağına inanılır.

Muğla’da tırnağını aynı anda kesen kişinin cünüp sayılacağına işlerinin ters gideceğine inanılır. Halk inançlarında tırnak etrafında da bir hayli inanç yumak oluşturmuştur.

Hatay’da, abdestsiz ezan okunan yerlerde, farelerin çoğalacağı ve ezan okunurken selam verilmeyeceği inancı vardır. Uyulmaması halinde uğursuzluk getireceği inancı vardır.

Amasya’da, ezan okunurken köpeğin uluması halinde, okuyanın günahkâr olduğuna işinin ters gideceğine inanılır. Ulumanın köpeğe değil kurda mahsus olduğu köpek kurt gibi ulur ise Uğursuzluğun olacağına inanılır.

Gaziantep’te, köpek ulumasının uğursuzluk sayılması inancı çok yaygındır. Ayrıca Adana’da ezan okunurken köpek uluması ve eşek anırması uğursuzluk sayılır

Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Marmara Ereğlisi’nde de, ruh çağırılır. Adana’da, bazı kesimlerde cinci hocaların gaipten haber verdiklerine ve “tenasüh’e” inanılmaktadır. Keza fal ve falcılara itibar bu yöremizde de vardır.

Çankırı’da yürüyen bir kişinin önünden tavşan geçmesinin uğursuzluğuna inanılır. Tavşanın yolcuların önünden geçmesinin uğursuzluğuna inanan kesimler de vardır. Kars’ta, yolculukta iken tilkiye rastlayanın uğursuzluk, tavşana rastlayanın da kötülükle karşılaşacağına inananlar vardır.

Amasya’da bazı kuşların ötüşü uğursuzluk sayılır. Saraykent’te baykuş ötüşü kötü haber nişanı olarak kabul edilir. Baykuşun uğursuzluğu simgelediği inancı oldukça yaygındır.

Adana’da, tavuğun horoz gibi ötmesi, kıyamet alameti olarak tanınır. Bursa ve birçok yörede, kara kedi uğursuz olarak bilinir. Kara Kedi kara iyeler bakımından farklı etkinlikleri olduğuna dair Hıristiyan Türk halk inançlarında geniş bilgi , vardır.

Aydın’da, Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi fal açtırmak, yıldız name baktırmak, üfürükçüye gitmek uğursuzluğun önlenmesi itibariyle bir tedbir olarak kabul edilir. Horozun gündüz ötmesi, baykuşun bacaya konması, köpeğin uluması, gece tırnağın kesilmesi, saç taranması, aynaya bakılması ve sakız çiğnenmesi uğursuzluk alameti olarak bilinir. Bu tür uğursuzluklardan korunmak için “Uğur Abbas Duası”, “Şeyh Ahmet Vasiyetnamesi”, “Bal tefsiri” okunur.

Çekerek-Adapazarı’nda, bazılarınca babaya ve hocaya selam verilmez. Artvin’de ise, baba-oğla, oğul-babaya selam vermez.

Çorum’da da kadınlar erkeklerin önünden geçmezler. Bu uygulama ve inanç Anadolu’nun kırsal kesiminde olduğu gibi Kafkasya Türk kültür coğrafyasında Karaçay ve Nogaylar arasında hala yaşamaktadır

Kastamonu’da parmakla mezar işaret edilmez. Sehven parmağı ile mezarı gösteren kimse parmağını ısırır, ayağının altında ezer gibi yapar. Bu inanç ve uygulama muhakkak ve sadece Kastamonu’ya has değildir. Türk-İslam kültür coğrafyasının sair kesimlerinde de vardır.

Adana’da esnaflar ilk alış verişlerini mutlaka peşin yapmakta, ilk alınan parayı yere atmakta ve yüzlerine-gözlerine sürmektedirler. Bu uygulama Kızılcahamam-Ankara’da da vardır. Yerden kuvvet alındığını gösteren uygulamalar pehlivan güreşlerinde de görülür.

Adana’da bağ, bahçe ve bostanların bereketini nazardan korumak için kapı eşiklerine tavşan kafası ve at nalı çakılmaktadır. At nalının nazara karşı koruyuculuğu bilinirken tavşan kafasının bu özelliği ile ilk defa karşılaşıyoruz.

Altındağ-Ankara’da, okunmuş suyun işlerinin muhtelif yerlerine dökülmesinin bereket getireceğine inanılır. Okunmuş su, okunmuş toprak, okunmuş tespih ve benzerlerindeki hikmet okunmuşluklarından gelirken okunulan surelerde gücü aramak gerekecektir.

Denizli’de giyimli halde iken kişi üzerinde düğme dikilmez, zaruret varsa ağzına bir şey alır. Ayrıca gece aynaya bakanın delireceğine inanılır. Bu inanç yukarıda da deyinildiği gibi oldukça yaygındır. Kişinin giyimli iken üzerinde bir şeyin dikilmesi büyü olarak algılanır ve doğru bulunmaz, inancı da çok yaygındır. Aslının kara Keşiş amcasının kerem’e üzerindeki düğmelerden yola çıkarak büyü yaptığına inanılır.

Amasya’da tespih çekilirken tespihlerin sağına ve soluna üflenir. Elmadağ-Ankara’da cami dibinde üflenelerek tespih bırakması ile niyetin yerine geleceğine inanılır.

Merzifon’da Nisan ayının ilk çarşamba günü “Sıçan Günü” olarak düzenlenmektedir. Halk belirli bir bölgede toplanarak birtakım şenlikler yapmaktadır. O gün evlerde iş yapılmasının uğursuzluk getireceğine inanılır. Bu gün muhtemelen Nevruz’un son çarşambası olan Kara Çarşamba olmalı Zira takvim de, uygulama şekli de günün ismi de tutmaktadır.

Saraykent’te göz seğirmesi uğursuzluk olarak yorumlanır.

Adana’da Salı, Çarşamba ve Cuma günleri ise başlanması; öğleden sonrası tuz, biber, ateş, ikindiden sonra yoğurt; akşamdan sonra herhangi bir şey vermek uğursuzluk sayılır. Ayrıca; gece dikiş dikmek, tıraş olmak, tırnak kesmenin uğursuzluk getireceğine inanırlar.

Halk inançlarında birtakım “uğur” veya “uğursuzluk” arandığı da bilinmektedir. Bunların bir kısmı haftanın veya yılın muayyen günlerinde iş yapılmaması ile ilgilidir ki, bunlar, muhtemelen geçmiş inançlardaki dinî muhtevalı günlerdir. Müslümanlıkta iş yapılmasının ertelendiği bir gün yoktur. Sadece Cuma günü için; “Bayram” denilmektedir.

Bir kısım inançlar ise, hayvanlarla ilgilidir. Onların uğurlu veya uğursuz oldukları inancı yer etmiştir. Müslümanlıkta belirli dinî hikâyelerden hareketle itibar edildiği bilinir. Ancak bu hususlar, hayvanları uğurlu veya uğursuz olarak tasnif etmemizi gerektirmez.

Kişioğlu ile ilgili halk inançları da vardır. Bunların çoğunluğu organlarla ilgilidir. Sağ el kaşınırsa para geleceği, sol el kaşınınca para kayıp edileceği, sağ göz seğirirse hayırlı haber, sol göz seğirirse hayırsız haber alınacağı veya er kişinin kadın kişiye üstünlüğünü gösteren inançlar gibi. Eski Türk inançlarında, evvelce de değinildiği gibi kişilerin yaşları, cinsiyetleri, bulundukları özel halleri nedeniyle kuvve farkına sahip oldukları bilinmektedir. Ancak Müslümanlıkta, insanlar, bu gibi halleri için değil, takvalarına göre itibar görmektedirler. Akil baliğ olma hali dikkate alınırken, imamet gibi bazı görevler de sadece erkeğe verilmiştir. Abdestli olma gibi durumlar ise, insanlara İp bağlanılması, Bıçak, Mezar Kültü, Ayna, At, Su ve Veli Kültü’nü bu bölümde de görmekteyiz. Bu bölümde de İslami olmayan bazı uygulamaların yer yer İslâmî bir kılıf içerisinde yansıtıldığını görüyoruz.
Gelecekten haber yerilmesi, gaibi bilmek iddiası İslâm’da men edilmiştir.

İslâm’da en büyük yemin, Allah adına yapılan yemindir. Şeyh veya benzeri bir varlığın üzerine yemin etmek, Allah’a ortak koşmak anlamına gelir ki, Şirk’tir.

Kaynak: Yaşar Kalafat, İslamiyet ve  Türk Halk İnançları

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir