Genel KültürEdebiyatKitap Özetleri

Düşlerin Ölümü Kitap Özeti (İçeriği,Konusu)

Düşlerin ölümü kitap özeti. Tahsin Yücel’in Düşlerin Ölümü kitabı içeriği konusu kısaca özeti. Düşlerin Ölümü Roman Özeti.

Tahsin Yücel’in Düşlerin Ölümü Kitabı ( Hikaye Kitabı ) Özeti

On bir hikaye. Kitaba adını veren ilk hikâyede sevgilisi, James Joyce’u bilmesini isteyince, Süleyman yüce duygularla o noktaya varır. Şu var ki yükselmesi bir iniş olmuş, o yazan sevenlerle, bayağılarla birleşmiştir: Hastalıklarından bellidir, hepsi çirkeftir onların. Kaptığı hastalık nezleden farksız, çabuk geçer türden ise de, Süleyman onuruna yediremez bunu. Ruhi dengesini yitirmiş, elinde oyuncak bir tabanca, aklını James Joyce’u öldürmeye takmıştır.

Gene Ağlatmışlar Kara Gözlümü hikâyesinde okulda üzerinde bit çıkmış bir çocuğun duyduğu küçülme ve utanç, daha sonra evde yoksul ana oğul arasında karşılıklı daha da büyüyerek, ikisinin de dayanamayacağı bir acı ve azap haline gelir. Yastık hikâyesinde, hayatını bir zamanlar sevildiği kuruntusuna kurban etmiş, platonik aşktan dem vuran bir adam protesto edilir.

Yeni Gelin’de bir temmuz akşamı Dursun’un hanına bir eşek sırtında yarı bitkin gelen altmışındaki kadın, gün görmemiş, kara yazılı bir kızdır. Yeğeninin beş yaşındaki çocuğuna küsmüş, kil satmak için köyden kaçmış, fakat yolda beş erkeğin ikişer kere tecavüzüne uğramıştır. Hikâye bu acıklı olayın yaşlı kadında, kadının kardeşinde, hancıda ve çevre kö halkında yarattığı etkileri, ölçülü, serinkanlı bir duyarlık, fakat güçlü bir dramatik gerilimle vermektedir.

Sisli Ses hikâyesinde hikâye kahramanı, bir kahvede türkü söyleyen bir kadını öldürmekle, kadına delicesine tutkun Durdu Memed’i kurtaracağını sanmış, yanılmıştır; sisli bir sestir kadın; gerçek olsaydı Durdu Memed çağırdığı halde gelmez miydi?

Bizim Orda Bir Kamyon Durdu hikâyesinde bir şoför, yıllar sonra köyüne döner. Boşlukta, yok olmuş bir evi gerçekte var gibi görerek, o evde geçmiş çocukluk günleriyle dolar; yakınlarım, çocukluk hastalığını ve evi yakışını hatırlar. Kendisine merakla bakanlar tanımazlar onu; çocukluk arkadaşı Ali de tanımaz. Fakat Ali’nin yaşlı anası Mine bacı tanımıştır. Tanımazdan gelmiş, çünkü “gâvur gibi dünyaya tapan” oğlunun, şoförden esirgediği yakınlığı, bir Mine bacı gösterir şoföre.

Akça Gölge hikâyesinde Avşaroğlu, yeni gelinken ölen karısının başında dört gün beklemiş, onu diriltmek istemiş, sonra elinde gelinin, kestiği uzun ölü saçları, kapı önüne çıkınca komşular cesedi götürmüşlerdir, ömrü boyunca yan deli, bu saçlarla yaşayan Avşaroğlu, ölürken saçları, bu olayı anlatana emanet eder. Uğrunda eziyetlere katlandığı, yanından ayırmadığı bu gür saçların, askerliğini yaptığı sırada bir subay hanımı tarafından alınması, şimdi de anlatıcıyı ölümden beter azaplara sokmuştur.

Son hikâye Üşümek’ te genç Raşit, yaşı kırkı çoktan geçmiş karısını aylar var ki terk etmiştir. Raşit’in yeni sevgilisi aylar var ki her gece geç saatlerde iki kere telefon ederek: “Boşan artık, boşan!” demektedir kadına ve kadın boyuna üşümektedir. Bir gece bunalım içinde, söndürmeden bıraktığı sigaranın sebep olduğu yangında kadın gene donuyordu âdeta; fakat dışarda, beklediği o yağmur şakır şakır yağmaktadır şimdi.
Kitabın geri kalan üç hikâyesi (Para ile Burun, Erdemli Kargalar ve Hayristan’ın Altın Çağı) hikâye-fantezi arası, alegori planında parçalardır. Tahsin Yücel, bu kitabıyla Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’nü kazandı (1959)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir