HalkbilimiŞehir-Kültür

Edirne’nin Kültürel Özellikleri Nelerdir?

Edirne’nin Kültürel Özellikleri Nelerdir? Edirne İlinin kültürel özellikleri, halk oyunları, halk müziği, giyim ve kuşamı, Edirne Yöresel Özellikleri

Edirne halk müziği türkü, semai, divan, koşma diye sınıflandırılabilir. Ezgiler toplumsal olaylardan kaynaklanmıştır. Serhat ve kahramanlık türküleri coşkuyla çalınıp söylenir. Uzun havalara pek rastlanmaz. Yörenin ünlü türküleri Edirne’nin Ardı Bayler. Kırmızı Gül Al-bayler. Dut Fidanı Boyunca, Keten Gömlek Giyer Evlat. Kavak Kavaktan Uzundur. Püskül Pencereden Uçtu, Boyacının Hanları. Tabağa Koyarlar Can Alim, Kaymağı Balı, Pınar Başının Gülleri, Kahve Yemenden Gelir, Çarşıdan Aldım Kestane, Alişinıin Kaşları Kara. Edirne’nin Köprüsü.

Geleneksel halk çalgıları bulgari, kavli curası, yelteme ve bağlamadır. Başta davul olmak üzere tef, kasık, zil ve darbuka da diğer çalgılar arasındadır. Edirne bölgesi halk oyunları Trakya bölgesi halk oyunları özelliğindedir. En çok oynanan oyunlar Kasap oyunu, Zigoş, Epleli Hasan, Patuşka, Kazibe, Çamko, Mendil, Alaybevi ve Karşılama dır.

Giyim-Kuşam: Bol ağlı şalvar, bol kollu gömlek, bindallı, aynalı yelek geleneksel kadın giysileridir. Yemeni, krep, hotoz, basa takılan giysilerdir. Ayağa desenli yün çorapla mercan terlik giyilir. Potur, cepken, çuha. camedan erkek giysileridir. Başa fes takılır bele kuşak sarılır. Ayağa yemeni ve altı tahta, üstü deri “katır” denilen ayakkabı giyilir.

Edirne Yöresel Sözcükler

  • Kokara iş buyur; ye başı ârır, ye karnı acıkır.
  • Kör bıçak ete yörük, kokar karı dile yörük.
  • Delikli taş yerde, deli kız evde kalmaz.
  • Uyuz uyuzu sıvatda, domuz domuzu batakda gorümüş.
  • Köpek düldü (dövüldüğü) sokâ (sokağa) gider.
  • Az şeyi kızanına, çok şeyi kocana gösterme.
  • İnsanın kendine etdini mâleli (mahalleli) toplaşsa edemez.
  • Yâmırlı (yağmurlu) havanın uykusu, lüzgarlı (rüzgârlı) havanın kuytusu. “
  • Dokuz nâsâtdan (nasihattan) bi serencam îdir (iyidir).
  • İnsan kısmı süleşe, süleşe; hayvan kısmı koklaşa koklaşa annaşır.
  • Hastayı buza, âşî (âşığı) söze yollama
  • Hayvanın dişine, insanın işine bakarlar.
  • kızan : Çocuk, kokar: Tembel. ‘ sıvat: Hayvanların su içtikleri dinlenme yeri. yörük Marifetli, yürük, serencam: Başa gelen şey.

Edirne Kültürel Geçmişi

Anadolu’yu Avrupa’ya birleştiren Trakya Yarımadası’nda yer alan Edirne’nin konumu nedeni ile zengin bir Kültür tarihi vardır. Tarih boyunca Anadolu’ya, ya da Avrupa’ya göç eden değişik topluluklar, Edirne’den geçmişlerdir. Ancak bunlardan çok azı yöreye yerleşip uygarlık kurmuştur. Edirne ve çevresinde yapılan kazılar, yöredeki ilk yerleşimlerin Neolitik çağ sonunda başladığını göstermektedir. Yörenin, bilinen en eski halkı Traklar’dır. Traklar’ı Makedonyalılar ve Romalılar izlemiştir.

Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Edirne, Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalmıştır. Uzun süren Bizans egemenliğinden sonra yöre Osmanlı İmparatorluğu’na katılmıştır. Edirne’nin Avrupa’ya yakınlığı, Edirne kültürünün gerek Türkler ‘den önceki, gerekse Türkler ‘den sonra evrimini, büyük ölçüde etkilemiştir. Bu nedenle Edirne Kültürünün izlediği çizgi, Anadolu illerinin çizgisinden oldukça değişiktir.

Edirne Yemekleri Nelerdir?

Edirne’de değişik beslenme biçimleri görülür. Meyve ve Sebze beslenmede önemli yer tutar. Türkiye çapında ünlü beyaz peynir imalatı çok yaygındır. Edirne Peyniri denilen bu peynir genellikle koyun sütünden yapılır.
Mavzana, tarhana, ciğer sarması, akıtma, badem ezmesi, lokma, gaziler helvası, deva-i misk, Edirne’nin özgün yemek ve tatlılarının başlıcalarıdır. Ayrıca ısırgan yemeği, borani, değişik türde bir peynir tatlısı olan belmuş, mısır unundan imal edilen kaçamak, süte peynir eklenmesiyle yapılan akça-katık ve hardaliye de özgün beslenme öğeleri arasında yer alır.

Edirne El Sanatları Nelerdir?

Bir dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentti olan Edirne’de el sanatları çok gelişkindi. Ağaç işlemeciliği, lake kap ve kutu yapımcılığı, çiçek ressamlığı, kitap kapakçılığı, talik yazı ve oyunculuğu, mezar taşçılığı eski el sanatlarının başlıcalarıdır. Bu türlerin çoğu günümüze ulaşamamıştır.

Edirne’nin en eski sanatlarından biri de misk sabunculuğudur. Portakal, elma, limon, armut vb. gibi biçimlerde yapılan sabunlar, hediyelik eşya olarak satılır. Çömlekçilik,hasırcılık, sepetçilik de varlığını sürdüren el sanatlarıdır.

Edirne’de el ürünü işlemeler, renkleri, anlamlı motifleri, işlemedeki ustalığı ile dikkati çeker. En eski örneklerde bile canlılığını yitirmemiş renkler, Edirne kök boyacılığının eseridir. En çok koyu mavi, pembe, kırmızı, sarı, kara renkler kullanılmıştır. İşlemelerde bitkisel motifler ağır basar. İşlemeler genellikle sakangur ve salaşpur bezlere, Felemenk tipi dokumalara yapılmıştır. İşlemelerde tığ işi, ulama, ajur teknikleri kullanılmıştır.

Edirne Halk Edebiyatı

Edirne, konumu nedeniyle tarih boyunca Anadolu’dan Balkanlar’a geçiş yolu üzerinde önemli bir merkez olmuştur. Başkent olunca da Osmanlı-Türk kültürel etkinlikleri burada yoğunlaşmıştır. Göçmenlerle gelen kültürel öğelerin yöre kültürüne etkisi belirgindir. Bu etkenlere bağlı olarak yörede, Halk Edebiyatının bilinen usta örneklerine rastlanmaktadır. Göçleri, bozgunları en yoğun biçimde yaşayan yöre halkı acılarını, özlemlerini, sıkıntılarını Rumeli Türküleri diye bilinen yanık türkülerle, yarattığı söylenceler, atasözleri, deyimlerle dile getirmiştir.

Dil özelliklerinin belirgin olduğu manilerde konu, sevdalar ve ayrılıklardır. Sosyal boyutlu maniler de vardır.

Halk Müziği ve Halk Oyunları

Edirne; kendini çevreleyen toprakların müzik ve oyun kültüründen etkilenmiştir. Bu nedenle de kendine özgü bir renklilik gösterir. Oyunlar, genellikle bitişik ya da ayrık düzende oynanır. Ayrık düzende oynananlar karşılama, bitişik düzende oynananlar hora diye adlandırılır. Edirne Halk Müziğinde makamsal etkinin varlığı belirgindir. Türkü, semai, divan, koşma biçiminde sınıflandırılan ezgiler, genellikle inici düzendedir. Ezgiler doğal ve toplumsal olaylardan kaynaklanmıştır.

Edirne’de derlenmiş ünlü Türküler şunlardır: Edirne’nin Ardı Beyler, Çifte Kuburları Çaktım Almadı, Kırmızı Gül Albayler, Dut Fidanı Boyunca, Keten Gömlek Giyer Evlet, Seller Aldım Dermenemin Bendini, Kavak Kavaktan Uzundur, Püskül Pencereden Uçtu, Boyacının Hanları, Ahır Köyün Meşeleri, Tabağa Koyarlar Can Alim, Kaymağı Balı, Pınar Başının Gülleri, Alişimin Kaşları Kare, Edirne’nin Köprüsü, Çarşıdan Aldım Kestane, Viran Dayler.

Geleneksel oyunlar, tarihsel ve doğal konum nedeniyle zengin ve renklidir. Bunlar, Trakya Bölgesi Halk Oyunları özelliğindedir. Tümü, devinim, renk, ezgi, biçim yönünden Anadolu oyunlarından ayrılır. Kasap Oyunu, Zigoş, Debreli Hasan, Kazibe, Çamko, Mendil, Alaybeyi, Karşılama en çok oynanan oyunlardır. Çitme ve Dim ise, Edirne’ye özgü çocuk oyunlarıdır.

Edirne’de ağaç işlemelerinin yaygın bir ünü vardır. Edirne’de İstanbul’dan ve Avrupa’dan alınan etkilerle Edirnekari bir üslup meydana getirilmiştir. Edirnekari ağaç işlerini oyma, kakma ve boya bezekli yapıtlar oluşturur.
İşlemelerde genellikle lale, sümbül, karanfil, çiçek buketi, meyve gibi bitkisel motifler kullanılmıştır. Boya bezekli ürünlerde susen yeşili, mor, safran sarısı, hindiba esmeri, kahve esmeri gibi bitkisel boyalar kullanılmıştır.
Yörede süpürgecilik pazara yönelik bir el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir. Süpürge darısından yapılır. El süpürgesi, sırıklı süpürge, küçük el süpürgesi, top süpürge gibi değişik türleri bulunmaktadır.

Kültürel Faaliyetler

Kentte en belli başlı Kültürel Faaliyet şenliklerdir. Kırkpınar bunların başında gelir.

Kırkpınar Şenlikleri

Edirne’nin geleneksel yağlı güreşi Kırkpınar, yalnızca bir güreş olayı değil, kentte yaşamı da etkileyen bir olaydır. 2006 yılında 645’incisi yapılan Kırkpınar güreşleri efsanevi bir kökene dayanır. Bu bölümde Kırkpınar Etkinliği, tarihi geçmişi, gelenekleri, söylenceleri ve günümüzdeki konumuyla değerlendirilecektir.

Kırkpınar Söylencesi
Orhan Gazi’nin Rumeli’yi ele geçirmek amacıyla düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa 40 askerle Domuz hisarı üstünde yürür. Salla karşı kıyıya geçip, Domuz hisarı’nı fethederler. Öbür hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri döner. İşte bu sefer sırasında gruptaki askerler, mola verdikleri her yerde güreşe tutuşurlar, bu birlikten iki yiğidin tutuştukları güreşte ise bir türlü kazanan olmaz. Önce, şimdi Yunanistan sınırlar içindeki Samona’da güreş ederler, günlerce süren güreşte yenişemezler. Daha sonra, Hıdrellez gününde, Ahırköy çayırında(bazılarına göre Edirne’ye 17 km. ötede Ortaköy Şosesi üzerlerinde), aynı çift yeniden güreşe tutuşur. Sabahtan gece yarısına değin süren güreşte, ikisinin de solukları kesilir, çayıra yığılıp kalırlar.

Arkadaşları da onları bir incir ağacı altına gömer.

Yıllar sonra çıktıkları bir başka seferde arkadaşlarının mezarı başına gelen savaşçılar, burada akan gür bir pınar görürler. Halk orada yatanların Kırklardan (ermiş) olduğuna inanır. Yöreyi Kırkpınar diye adlandırır. Bir söylenceye göre de, oraya ayak basanlar 40 kişi olduklarından adı Kırkpınar kalmıştır. Sonraki yıllarda aynı yerde ölen kişilerin anısına güreş tutulmaya başlanmıştır. Zamanla gelenekselleşmiş ve Kırkpınar Yağlı güreşlerine dönüşmüştür.
Bir başka Kırkpınar değerlendirmesi de; bu güreşlerin, Türkler Edirne’yi almadan yüz yıl önce Rumeli’ye geçen Sarı Saltuk tarafından oralara taşındığı ve Türklerin sonradan Sultan Murat döneminde bu güreşlere sahip çıktığı yönündedir.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir