Genel KültürEdebiyatKitap Özetleri

Sansaryan Hanı Kitap Özeti

Sansaryan Hanı Kitap Özeti. Demirtaş Ceyhun’un Sansaryan Hanı Kitabı içeriği konusu kısaca özeti. Sansaryan Hanı kitabı hakkına bilgi.

Demirtaş Ceyhun’un hikâye kitabı (1967)

Dört hikâye. Sansaryan Hanı, Sirkeci’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bulunduğu handır. Taşralı bir memur çocuğuyken İstanbul’da lüks bir hayata yükselmiş hikâye kahramanı, bol konforlu evinde karısıyla konuşmaktadır; karısının kendisinden ruhça uzaklığından başlayarak, kalabalık akrabalarının huylarını, âdetlerini geçirir aklından. Ev-aile ilişkilerini, çeşitli ve ayrıntılı yabancılaşmaları belirtir; sonra üniversite yıllarını hatırlar: Bir sinema dönüşü, yollan sarmış bir kalabalığın peşine takılmıştır. İş buldukça gündüzleri çalışan, geceleri de Tophane dolaylarındaki yıkıntı yerlerde, sabahçı kahvelerinde yatıp kalkan emekçilerdir bunlar. Vali, sabahçı kahvelerinin hepsini kapatmış, eski eserlerin içinde yatmayı yasaklamıştır. Şimdi Vali’nin evine yatacak yer, yapacak iş bulmasını istemeye gitmektedirler. Miting kalabalığının ucu Nişantaşı’na ulaşmıştır ki, otobüslerden polisler iner, çatışma başlar. Yakalanan işçiler ciplere, polis arabalarına doldurulur, götürülür. Sansaryan Hanı’na kapatılanlar arasında hikâye kahramanı da vardır. Hikâye; kahramanın bugünüyle geçmişi arasındaki çelişmeyi, karşıtlığı dile getiriyor. Turna Kuşu Katlamak hikâyesi, Hirçşima’ya atılan (1945) atom bombasının korkunç tahripleri ve onunla ilgili sorunlarla gelişir, uzar, “dolarlı askerlerden nefret ediyorum” cümlesiyle son bulur.

Leylâ, yaptıkları mankeni satamayan, yağmurlu ıslak Gülhane Parkı’nda dinlenen, Akademi mezunu iki gencin hikâyesidir. Manken, sonunda Galata Köprüsü’nden denize atılır. Bir kadının “denize bir adam attılar” feryadı üzerine iki genç kaçar. Sonuncu hikâye Babamın Saçları, Adana’da iki çocuklu bir kan kocayı ele alıyor: İki gecenin hikâyesi bu. İlk gece bir ağa yanında çalışma teklifi karşısında tereddütlerini sürdüren memur baba, ikinci gece devlete kulluk eder ama kula kulluk edemeyeceğini anlamıştır; hayatları yoksul, fakat gönlü rahattır.

Gerek bir aile sıcaklığını derinliğine duyuran bu son hikâye, gerekse ötekiler; yazarın dış gözlemlerden çok, iç dünya çözümlemelerine, bilinçaltına, soyutlaştırmalara önem veren, derinleri araştıran bir geri plân hikayecisi olduğunu gösteriyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir