HalkbilimiGelenekler

Türk Kültüründe Ad Verme Geleneği (İsimler Nasıl Verilir?)

Türk Kültüründe Ad Verme Geleneği, Türkler İsimleri Neye Göre ve Nasıl Verir? Türklerin İsim verme gelenekleri ile ilgili bilgiler, hikayeler, örnekler.

İlkel kavimler ve topluluklar adlara bazı kutsallıklar bağlar; onların bazı güçlere sahip olduklarını kabul ederler. Böylece adlan onları kötülüklerden koruyacak, geleceklerini güven altına alacaktır. Bunun bir sonucu olarak da adlar herkese söylenmez, veya ikinci bir ad söylenir. Meselâ, her Yakut Türkü gerçek adını ancak en gerekli olduğu zaman söyler, günlük hayatta ikinci adını kullanır.

Ad konulması hususunda Türkler arasında geçerli olan pek çok usul vardır; ayrıca çocuğa adın konulması sırasında yapılan törenler de Türklerin bu konuda zengin bir kültüre sahip olduğunu göstermektedir. Her iki konuda da tarihi kaynaklarla günümüzün yayınlarında bulabildiğimiz çeşitli bilgileri bir arada ele alırsak geniş tabanlı bir liste ortaya çıkacaktır.

Türkler kabul ettikleri dinlerle ilgili adları da almakla beraber Türkçe kelimeleri ad olarak kullanmayı da bırakmamışlardır. Bazı hallerde Türkçe ad ile birlikte kabul edilen din ile ilgili bir ad daha alınmıştır. Özellikle devleti yönetenlerde bu durum dikkati çekmektedir. Ancak Osmanlı hanedanında bu görüşün ihmal edildiği görülmektedir. Orhan gibi sultan, Korkut, Ertuğrul gibi şehzade adlarının ötesinde Türkçe adlara iltifat edilmemiştir. Hatta, İmparatorluğun sonlarına doğru hemen hemen bütün sultanlara “abd” ile başlayan adlar konulmuştur: Abdülmecid, Abdülhamid, Abdülaziz, vb.

Eski Türk destanları ile destanî mahiyet taşıyan eserlerde de ad verme ile ilgili çeşitli güzel örnekleri bulabilmekteyiz. Bunlardan bazıları topluluklara ad verme şeklinde görülürken bazılarında da özelikle kahramanlara ad verildiği görülmektedir.

Oğuz Kağan Destanı’nda yer alan Kartuk, Kanglı, Saklap, Kalaç vb. topluluk adlarının verilişleri birer olay, daha doğrusu birer hikâyeye bağlanarak anlatılmıştır.

Dede Korkud’un Kitabı’nda ise bazı yiğitlerin ad almaları anlatılır. “Kam Büre Beg Oğlu Bamsı Beyrek Boyu”nda, yeni yetişmekte olan bir yiğidin ad alması ele alınır. Burada, adın gelişi güzel bir şekilde verilemeyeceği, yiğidin bir takım kahramanlıklar göstermesi gerektiği anlatılır.

“Ol zamanda begler bir oğlan baş kesüp kan dök-mese ad komazlardı. Bay Büre Begün oğlu atlandı, ava çıktı. Av avlarken babasınun tavlası üzerine geldi. Emrahor başı karşuladı, attan indürüp kondurdu, konukladı, yeyüp içüp otururlardı.”

Burada Beyrek, babasından habersiz bir yiğitlik gösterir; ancak durum babası tarafından anlaşılınca ad konulmaya karar verilir:

Alpamış Destanı’nda da ad koyma ile ilgili çeşitli örnekler yer almaktadır. Alpamış’ın ilk adı olan Hakimbek’i Özbek ve Kırgız anlatmalarında görürüz.

Çocuğa iki ad konulurdu. Bunlardan biri, törenle konulan ve ömür boyu taşıyacağı “kütük adı”, “has adı” veya “ezan adı” verilen adı idi; diğeri ise “göbek adı” veya “küçük ad” diye adlandırılan ve çocuğun göbeği kesilir kesilmez verilen addır. Bazı yerlerde ad konulmadan göbek kesilmediği için doğuma yardım eden ebeler “Mehmed” veya “Fatma” gibi adları “göbek adı” olarak söyleyiverirlerdi. “Has Ad”ın konulması ise bir törene bağlı idi. Anadolu Türkleri arasında bu konuda çeşitli törenlerin düzenlendiğini, hem eski yazılı kaynaklarda, hem de yüzyılımızda yazıya geçirilen gelenekler arasında görebilmekteyiz.

Bazı yörelerimizde çocuğa adın konulması için belli bir sürenin geçmesi beklenirdi. Bu süre, genellikle ilk 24 saat veya ilk üç gün olarak görülmektedir. Bazı bölgelerde ise yedinci veya onuncu güne kadar bekletildiği olur. Doğu Anadolu’da “Yedi döşeğinin ? bir “Beşik düğünü” yapıldıktan sonra ad konulurken Balıkesir ve çevresinde onuncu güne kadar beklenirdi. Bazı yörelerimi de ise (Bursa, Yenişehir) doğumu takip eden ilk Cuma günü. Cuma namazından sonra dedesi, babası veya yakınlarından okur yazar biri tarafından ad verilirdi.

Köylerde çocuğa ad verme işi daha sade bir şekilde olurdu. Doğumdan sonra köyün hocası veya imamı davet edilir ve çocuğun kulağına ezan okuyup ad konulması sağlanırdı. Adı koyacak kişinin köyde bulunmaması halinde komşu köylerden çağrılan bir hoca veya imam bu işi yapardı. Tabii bu kişiye hediye verilmesi de unutulmazdı.
Şehirlerde ise ad verme işi biraz daha gösterişli olurdu. Ad verecek kişi aileden biri olabileceği gibi hoca veya müezzin gibi dini hüviyeti olan birisi de olabilirdi. Bazı aileler, çocuklarının kendisine benzemesi için zengin, bilgin veya güzel sesli birinin ad vermesini tercih ederlerdi.

Ad koyacak kişi, abdest aldıktan sonra yüzü örtülü ve kundaklanmış olan çocuğu kucağına alır; yerdeki seccadenin üzerine ayakta olduğu halde, çocuğu, başı sağ tarafa ve yüzü kıbleye (Türkiye’de hemen daima güneye) döndürülmüş olarak kendisi de kıbleye yönelir ve bu vaziyette çocuğun sağ kulağına ezan okur. Daha sonra ise sol kulağına kamet getirir ve çocuğun adını koyar.

Bazen bu ad koyma işi sabah vakti yapılır. Ad koyacak kişi sabah namazını kılıp camiden çıktıktan sonra evine gitmez, doğruca çocuğun evine gider. Ad, güneş doğmadan önce konulur.

Bazı Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde ad koymanın bir devamı olarak, hoca veya hafız çocuğun ağzına hafifçe tükürür; bundan, çocuğun bilgili ve uslu olması amaçlanır.

Ad koymada uyulan usullerden biri de, köyün imamının Kur’an-ı Kerim’den  bir sayfa açıp çocuğun ölmüşleri arasından veya başkalarından iyi şöhret yapmış olanlardan birinin adı ile ilgili sözleri aramadır. Bulunan kelimenin hangi anlama geldiği aile fertlerine anlatılır. Çocuğun talihinin açık olduğu, bu adda büyük bir kutsallık ve uğurluluğun bulunduğu söylenir. Daha sonra, seçilen ad belirli bir törenle konulur. Seçilen bu adlar daha çok Tâhâ, Yâsîn, Şekür, Mükremin vb. gibi adlar olur. (Ülkütaşır, 1976)

Anadolu insanının, bu fazla ayrıntıya girmeyen ad koyma töreninin yanında İstanbul’da icra edileni ise başlı başına büyük bir tören havasını taşımaktadır. Eski Türk hayatının İslamiyet’le birleşen en güzel noktalarından biri olan bu töreni şöyle özetleyebiliriz.

Ad konulacak çocuğun erkek yakınları büyük bir odada toplanırlar; bir halka olup yere otururlar. Son zamanlarda kadınların da, başları örtülü olarak duvar kenarlarında ayakta durdukları veya iskemlelere oturarak törene katıldıkları görülürdü. 

Ad Koymada Takip Edilen Usuller

  •  Dini kaynaklı adlar;
  •  Allah’ın sıfatlarıyla ilgili olanlar: Kadir, Cabbar, Rahman,
  •  Peygamberin ad ve sıfatlan: Muhammed, Mehmed, Ahmed, Mahmud, Mustafa, Resul, Emin,
  •  Diğer peygamberlerin adlan: İsa, Musa, Davud, Yahya, Zekeriya,
  •  Dört halife ile ilgili olanlar: Ebubekir, Sıddık, Bekir, Ömer, Faruk, Osman, Ali, Ömer Faruk, Ali Osman, Haydar.
  •  Peygamberin yakınlarının adlan: Abdullah (babası), Amine (Annesi), Fatma, Fadime (kızı), Talip (amcası), Hasan, Hüseyin (torunları).

 2- Çocuğun doğduğu zamana göre verilen adlar

  • Seher, Fecri, Şafak, Leyla, Nehar, Nursabah Cuma, Cumali, Cumaziye, Kadri, Kadriye, Arife, Bayram,
  •  Bahar, Gülaç, Gülbahar,
  •  Mevlüd, Mevlüde, Recep, Şaban,
  •  Cumhur, Cumhure (29 Ekim’lerde doğanlar), Zafer (30 Ağustos’larda doğanlar), Ogün (10 Kasımlarda doğanlar), Kurtuluş (11 veya ilçenin kurtuluş gününde doğanlar), Sayım (Sayım günlerinde doğanlar),

 3- Aile büyüklerinin ve yakınlarının adları

  • Annenin anneannesi, babaannesi, annesi, babası ve halası, teyzesi, dayısı gibi yakınları
  • Babanın anneannesi,, babaannesi, annesi, babası ve halası, teyzesi, dayısı gibi yakınları,
  • Annenin, babanın, ağabeyin (ölen) ve ablanın (ölen) adı.
  • Dayının, teyzenin, amcanın ve halanın adlan,
  • Diğer yakınları ve onların çocuklarının adlan (Enişte, yenge, elti, görümce adları).

Bunlarla adın devamlılığı sağlanmaktadır. Bazen hayatta olan büyüğün adı konulurken bazen da ölmüş buluna büyüklerin adlan seçilmektedir. (Fehmi adlı bir dedenin adı, kendisi hayatta iken üçü, erkek beşi kız olan sekiz çocuğundan olan dört torununa konulmuştu. Ölümünden sonra diğerlerinin de aynı adı koyabileceklerini düşünebiliriz.) (Y. Sakaoğlu, 17-18).

4- Tarihten alınan adlar:

  • Orkun, Orhun, Kültigin, Bilgehan, İlteriş, Oğuzhan, İstemi;
  • Cengiz, Timur, Atila, Sezar, Benhur, Çağn, Tuğrul, Alparslan,
  • Orhan, Yavuz, Fatih, Bayezit,
  • Mustafa Kemal, İsmet, Feyzi, Celal, Kazım, Talat, Enver,
  • Adnan Menderes, Osman Bölükbaşı, Bülent Ecevit;

5- Edebiyat dünyasından alınanlar:

  • Nedim, Baki, Galib
  • Emrah, Zihni, Seyrâni, Sümmâni
  • Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Ziya Gökalp, Ahmet Haşim,
  • Peyami Safa, Necip Fazıl,
  • Feride, Recai,

6- Çevrede bulunan veli veya ulu kişilerin adlarıyla ilgili olan adlar:

  • Ahmet Turan (Sivas, Tokat),
  • Gazi (Sivas),
  • Ökkeş (Gaziantep, Kahramanmaraş), ç. Hıdır (Elazığ),
  • Şehmus (Diyarbakır),
  • Veysel (Tunceli), ğ. Düzgün (Tunceli),
  • Şıh Müslim (Şanlıurfa),
  • Halil İbrahim (Şanlıurfa),
  • Şıh Yahya (Şanlıurfa)
  • İmrikemal (Güdül/Ankara), k. Hacı Yusuf (Adıyaman);

7- Tabiat ile ilgili adlar:

  • Hayvanlar: Arslan/Aslan, Kaplan, Bozkurt, Ceylan, Geyik,
  • Kuşlar: Doğan, Şahin, Tavus, Kartal, Bülbül,
  • Bitkiler: Zeytin, Portakal, Yaprak, Yemiş, Defne,
  • Çiçekler: Gül, Lale, Sümbül, Itır, Nilüfer, Müge, Mine,
  • Taş, toprak ve madenler: Kaya, Toprak, Tunç, Elmas, Yeşim, Altun, Gümüş, Kehribar, Zümrüt, Yakut,
  • Su ile ilgili olanlar: Yağmur, Damla, Şebnem;

8- Coğrafya ile ilgili olanlar:

  • Nehir adlan: Fırat, Dicle, Aras, Menderes, Tuna, Tunca, Göksu, Berdan,
  • Dağ adlan: Toros, Erciyes,
  • Diğerleri: Pınar, Deniz, Kaynak, Derya,
  • Gökyüzü ile ilgili olanlar:
  • Gün, Günay, Aygün, Göksel, Sema, Feza, Güneş, Hurşid, Hurşide,
  • Yıldırım, Şimşek, Bora, Tayfun, Meltem, Tipi;

10- Aynı kökten gelen veya benzer hece ile başlayan adlar:

  • Necmi, Necmiye, Necat, Necdet, Necmeddin,
  • Fahri- Fahriye, Saim- Saime;

11- Kafiyeli adlar:

  • Turhan, Burhan, Gürhan, Nurhan,
  • İsmet, Hikmet, Fikret,
  • Fahrünnisa, Hayrünnisa, Nurinnisa, Mihrünnisa, ç. Nalan, Handan, Canan, Nazan;

12- Sevilen kişilerle ilgili adlar:

  • Askerdeki komutanın adı: Şahin,
  • Hazık doktorun adı: Özser,
  • Şefkatli hemşirenin adı: Perihan,
  • Yardımsever komşunun adı: Nihat,
  • Babanın çok sevdiği bir arkadaşının adı: Numan,
  • Öğretmeninin adı ve soyadı: Eren,

13- Bir köye veya kasabaya gelen devlet memurlarının, komutanlarının veya diğer kişilerin adlarıyla ilgili olarak konulan adlar:

  • Bucağa gelen ilk müdürün adı: Lütfü,
  • Köy öğretmeninin adı: Müzeyyen,
  • Köye gelen bir subayın rütbesi: Paşa,
  • Dönemin mahalli idarecilerinin adlan:
  • Recai (Tokat valisi),
  • Vural (Afşin kaymakamı),
  • Süha (Manisa Belediye Başkanı),

15- Halk hikâyelerinden, halk türkülerinden ve efsanelerden alınan adlar:

  • Aslı ve Şirin kardeşler; Zeynep ve Gül kardeşler,
  • Kerem, Ferhat, Arzu,
  • Gönül (türkü adı),
  • Mekselina (Yedi uyurlardan biri),

16- Güçlülük ifadesi bildiren adlar: Arslan, Tosun, Güçlü, Dadaş, Efe, Yiğit, Bahadır;

17- Yaşamayan kardeşlerden sonrakiler için konulan adlar: Yaşar, Dursun, Senkal, Taştan, Temel, Duran, Dursun, Hayati;

18- Son çocuk olması istenildiğinde hallerde konulan adlar: Yeter, İmdat, Songül, Kafiye, Enson;

19- Bütün çocukların kız olması halinde erkek çocuk istemek için konulan adlar: Döne, Döndü, Yeter, Bıktık;

20- Manevi kavramlarla ilgili olarak konulan adlar: Gönül, Ruh, Ruhsar, Ruhiye, Ruhi, Birnur, Binnur, Öznur, Şennur, Özcan, Bircan, Ayçan, Tezcan, Rüya;

21- Dönemin ünlülerinin adlan:

  • Spor dünyası: Turgay, Metin, Mesut, Bülent, Reha, Gazanfer,
  • Sinema ve Müzik dünyası: Ajda (Pekkan), Devlet (Devrim), Belgin (Doruk),
  • Basın dünyası: Örsan;

22- Anne ve babanın değişik milliyetlere mensup olması halinde konulan adlar: Can-John, Suzan-Su-zanne, Deniz-Dennis (Döniz);

23- Anne ve babanın adlarından alınan hecelerden kurulan adlar: Cansu/ Can-Suna;

24- Yeni kavramlarla ilgili adlar: Devrim (önceleri de vardı), İlke, Örgüt, Eylem, Özgür.
Bunlardan başka pek çok çeşitli sebep ve şekle bağlı olarak da ad konulmaktadır. Şunları özellikle sayabiliriz:

  • Kur’an’dan sayfa açılarak konulan adlar,
  • Takvim yaprağından alınan adlar,
  • Filmdeki kahramanların adlarından alınanlar, ç. Rüyada görülen kişilerin adlarından alınanlar,
  • Anlaşmazlık sonucu kura ile alınan adlar,
  • Baba mesleğiyle ilgili adlar: Avcı, Turna, Martı, Karaca, Ceylan.

Ad değiştirme iki sebebe bağlı olarak yapılır. Bunlardan ilki, çocuğun kendi adını taşıyamadığı inancıdır. Din büyüklerinin ad ve sıfatlan ile güçlülük, kuvvetlilik ifade eden adlar değiştirilir ve yerine yenileri konulur. İkinci sebep ise daha çok günümüzde gerçekleşmektedir. Ailelerin verdiği adı beğenmeyen bazı kişiler, adlarını beğendikleriyle değiştirmektedir. Bu, özellikle kırsal kesimden şehirlere inen kadınlarda görülmektedir. Ayrıca, nüfus memurunun yanlış yazması da adların değiştirilme sebepleri arasında yer almaktadır. Ancak değiştirmeler keyfi olarak değil, mahkeme kararıyla olabilmektedir.

Ad İle İlgili Bazı Atasözleri

“Adın ne?”, “Reşit”, “Bir söyle, bin işit!”
“Adın ne?”, “Hasan”, “Faydan yoksa ha ben, ha sen”
“Adın ne?”, “Taştimur”, “Yumaşalırsen, yumuşalır-sen”
“Adın ne?”, “Hasan”, “Öp eşeği, çık dışarı” Adını güveç koy, ama ocak üstüne koyma.

Adla İlgili Deyimler

Adı bile okunmamak, Adı kalmak, Adı dillere destan olmak, Adı sanı belirsiz olmak, Adı çıkmak, Adını koymak (değer biçmek, söz kesmek), Adın beş paralık olması, Altın adını bakır etmek

Adla İlgili Dua ve Beddualar

Adı ile yaşasın, Adı benzemesin, Adı batasıca, Adı kara batasıca, Adı şanı batasıca, Adı şanı kalmayasıca

Adla İlgili Diğer Sözler

Adını bağışlamak (adını söylemek ), İsmiyle müsemma, Kendi gitti adı kaldı yadigar, “Eğer benim adım… ise, ben de bunu onun yanına koymam!”, “Sen benim adımı ağzına alacak adam mısın?”

 Kaynak: Türk Aile Ansiklopedisi , ” Türklerde Ad ve Ad Verme Gelenekleri” Saim Sakoğlu
Not: Konuyla ilgili detaylı bilgiye asıl kaynaktan ulaşabilirsiniz. Özet bilgilere yer verilmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir