HalkbilimiMitoloji

Türk Mitolojisinde Aslan Ne Anlama Gelir?

Aslan; Türk mitolojisinde, güç, yiğitlik simgesidir Hanname”de Yasef’in çocuklarını”, ya aslan ya da kurt olarak doğdukları anlatılır. Bu çocuklardan aslan olarak doğanlar büyüdüklerinde kağan olurlar. Dede Korkut kitabındaki “Basat’ın Tepegöz’ü öldürdüğü boyu” adlı hikâyede dişi aslanın büyüttüğü Başat çevreye yılgı salan Tepegöz’ü öldürür.

Alevi-Bektaşi edebiyatında Hz. Muhammet’in Miraç’ta aslan şeklindeki Ali ile karşılaşması anlatılır; Ali, Tanrının aslanı diye nitelenir. (ALİ.) Battalname’de Banal Gazi’ye, Magrib’e yaptığı seferde bir aslan yardımcı olur; Battal, Aşkar adlı atını bir süre için aslana emanet eder. Hıristiyan beyi Hamiran’ın kızı erkek kılığında Battal’ın karşısına çıktığı zaman ne kadar güçlü olduğunu göstermek için bir aslanı elinde kedi gibi taşır. Hayvan masallarında hayvanların kağanı olarak canlandırılan aslan ormanın adaletini sağlar; eski gücünü yitirdiğinde acınacak durumlara düşer.

Divan şairleri kasidelerinde padişah ve devlet adamlarını aslana benzetirler. Aslan sarı yelesi dolayısıyla güneşe de benzetilir. Sevgilinin bakışı can alıcı olduğu için aslanın bakışını anımsatır. Hürriyet kasidesinde vatanı kükreyen yaralı aslana benzeten Namık Kemal gibi Süleyman Nazif de Esir arşları adlı yazısında, yıkılışın eşiğindeki Osmanlı devletini kafese hapsedilmiş kükreyen aslana benzetiyordu. Aslan, Türkiye topraklarında yaşayan bir hayvan olmadığı için çağdaş edebiyatta sözü pek az edildi. Ercüment Ekrem Talu Meşher* aslan peşinde (1934) romanında aslan avı konusunu gülmece çerçevesinde ele aldı.

Türk mitolojisinde aslan gücün ve yiğitliğin simgesidir. Hanname”de Uygur kağanları, sultanlar, hanlar hep aslan (Arslan) sanıyla adlandırılır. Ulug Han’ın komutanlarından Ulug Arslan Türk halklarının simgesi ve Özbek hanlarının büyük vezir ve bahadırıdır. Ejderi Arslan da onun oğludur. Türk mitolojisinde kimi hanların çocukları için bu ad ejder ve arslan olarak bölünerek kullanılmıştır (Aşbara Han’ın oğulları Ejder ve Arslan gibi).

Nirun Moğolları’nın atası sayılan Alanko-va ya da Alan-ko’a ile ilgili efsanelerden birinde Alankova, kocasının ölümünden bir süre sonra, pencereden ay ışığı gibi süzülen, aslan ya da kurt biçiminde çıkıp giden bir varlıktan gebe kalır XIV. yy. da, mısırlı tarihçi Ebubekir bin Abdullah bin Aybeg ed-Devâdârî, Kenz ud-dürer adlı yapıtının yedinci cildinde. Moğol Tatarları’nın ve Cengiz’in atalarına ilişkin efsanelerden söz eder Bu efsaneye göre Cengiz soyu. Yukarı Çin diyarında. Uluğ Karadağ eteklerinde bir aslan taralından emzirilip büyütülmüş Alp Kare Arslan Balaçığı’dan türemiştir Bu efsanenin aslında. Türklerin türeyiş efsanesiyle ilgili olduğu sanılır.

Dede Korkut Kitabı’nın çeşitli hikâyelerinde geçen ve “Emet suyunun arslanı. Karacuğun kaplanı” biçiminde anlatılan Salur Kazan adlı yerin de bu efsanedeki Ulu Karadağ ve burada yaşayan aslanlarla ilgili olduğu belirtilir.

Ayrıca Dede Korkut kitabında, Uygurlar’ın türeyiş efsanesinde Başat’, Tepegöz’e kağan arslan olduğunu söyleyerek aslan soyundan geldiğini vurgular. Bir düşman baskını sırasında çadırda unutulan Başat, bir aslan tarafından emzirilip büyütülmüştür. Dede Korkut kitabında ve daha sonraki yapıtlarda geçen “kağan Arslan” sanı da aslanın Türk efsanelerindeki önemim vurgular.

Çin kaynaklarında, Türk efsanelerindeki aslan motifiyle ilişkili olarak, Tang hanedanı döneminde oynanan bir aslan dansından söz edilir. Bu dansın Sogdlular aracılığıyla Çin’e getirilmiş eski bir Türk oyunu olduğu sanılır

Arslan sözcüğünün eski Türk toplumlarında ad olarak kullanıldığı bilinmektedir İslamlıktan sonra da Türkler, Arslan adını yaygın biçimde kullandılar: Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Harizm-şahlar, Atabegler, Artuklular, Anadolu Selçukluları, Kırım hanlarında Arslan adında hükümdarların, prenslerin, emirlerin bulunduğu görülmektedir. Sözcük bazen yalın biçimde, bazen de Alp Arslan, Kılıç Arslan, Artuk Arslan, Arslan Argun gibi bileşik ad olarak kullanılmıştır. Çağrı Bey’ in kızlarından birinin bu adı taşımasından genellikle erkeklere verilen arslan adının seyrek de olsa kadınlara da verildiği anlaşılmaktadır Karahanlılar’da Arslan sözcüğüne hükümdar unvanı olarak da rastlanmaktadır.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir